Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: Türkiye ::::: Ankara ::::: ANKARA - Her adımımda tekrar seviyorum bu kenti        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
Türkiye Ankara 29 Ocak 2012 01 Ocak 2011
01 Ocak 2011
13703 3 Torun Çelebiler 

 ANKARA - Her adımımda tekrar seviyorum bu kenti
 (Genel)

Ülke sınırları dışına çıkmadan, yaşadığım, hayran olduğum kenti, benim gözümden anlatmak istiyorum sizlere. Anlatmak istediğim yerde; deniz, gökdelenler veya yüksek dağlar yok. Ancak her binanın duvarına, her asfaltın üzerine kazınmış koca bir tarih var.

Söz ettiğim kent Ankara. Benim doğup büyüdüğüm yer. Tarihin pek çok dönemecine tanık olmuş, Tunç Çağı Hatti, Hitit, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Galatyalılar, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Selçuklular, Osmanlı İmparatorluğu ve Firigya gibi uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir kent Ankara.

Başkentte yaşayan her insan için farklıdır her gün. Küçük bir çocuk için okula gitme heyecanı, bir işadamı için işine giderken trafiğin yaşattığı bunaltı, sevgililer için birbirlerini görme sevinci, bir suçlu için hapisten kurtulmaya bir gün daha yaklaşmanın verdiği değişik duygular... Yollar arabalarla, kaldırımlar koşuşturan insanlarla doludur. Ancak herkesin aklında sanki aynı düşünce vardır; tatile gidip Ankara'dan uzaklaşmak. Öte yandan, herkes de bilir ki, ev gibisi, Ankara gibisi yoktur. Tatil sadece değişikliktir; Ankara ise en değer verdikleri evleridir. İşte böylesine bağlıdır insanlar Ankara'larına.
FOTOGRAF: Torun Çelebiler Seyahatnamesi
Günün herkes için farklı olması gibi, her sokaktaki hayatlar da farklı farklıdır. Bir sokakta lüks evler, son model arabalar görürken, diğer bir yanda kırık dökük duvarlı gecekondular çarpar gözünüze. Ankara halkı buna alışkındır. Ancak bence bu durum, her tip insanın bir arada bulunduğu bu kent, insanlık duygusunu geliştirmekte. İnsanlar başkalarına bakarak, elindekinin değerini bilmeyi öğrenmektedir bu kentte.

Her gün okula servisle giderken, oturduğum koltuğun yan camından dışarıyı izliyorum. Gittiğimiz yollar hep aynı olmasına rağmen her gün yeni bir şeyler fark ediyorum. Her ağaç dalındaki kuş, her çimendeki böcek, binalarda yanan her ışık, okula giden her çocuk, yolda ilerleyen her araba, işçiler, gökyüzündeki her bulut, kaldırımlardaki her küçük iz; Ankara'yı Ankara yapan şeylerdir.İşte ben, her gün bunlara dikkat ediyorum. Her gün yeni bir yönünü keşfediyorum Ankara'nın. Her adımımda tekrar seviyorum. Sınırları içinde yaşadığım her gün, kurduğum ya da bitirdiğim her arkadaşlık, ailemle geçirdiğim her dakika, okulum, dostlarım, çalan her müzik beni daha da çok bağlıyor Ankara'ya.Her sabah güneşin doğuşu, her akşam güneşin batışı, yağmur damlalarının yere düşüşü, bulutlar... Belki bunlar her ülkenin her şehrinde var; ama Ankara'da daha bir başka. Çünkü Ankara'nın güneşi, Ankara'nın yağmuru ve Ankara'nın bulutlarıdır bunlar.Sıradan değillerdir.

İnsanlar yaşayacakları yeri seçerken deniz olması çok önemlidir onlar için. Deniz; özgürlük, sonsuzluk, mutluluk, huzur gibi anlamlar ifade eder onlara. Ama bilmezler ki bu anlamlar sadece somut bir şeylerde bulunabilecek şeylerdir. Ankara bibi şehirler, yaşamayı bilenlere, yaşamı sevenlere altın tepside sunar bunları. Nerde nasıl yaşayarak mutlu olacağını, yaşamı seveceğini bilmiyorsan bile, Ankara öğretir sana.Tüm güzelliklerini sunar. Adım adım gezmek, her sokağı avucunun içi gibi bilmek ister insan; ama yapamaz. Çünkü bir anne kalbine benzer Ankara; güzel, sevecen koruyucu ve bir o kadar da büyük...
FOTOGRAF: Torun Çelebiler Seyahatnamesi
Ankara, eğlence ve teknoloji yönünden de çok gelişmiştir. Partiler, sinemalar, konserler, tiyatrolar, maçlar, sirkler gibi sosyal aktivitelerin birçoğu vardır. Bunları görmek için kalkıp başka bir yerlere gitmenize gerek yok kısacası. Teknolojik açıdan gelişmişliği de yüksek seviyelerdedir. Her istediğinize anında ulaşmak mümkündür.

Eğlence yanı sıra tarihi yerler açısından da çok zengindir. Tarihin eski yıllarında bir çok farklı uygarlığa ev sahipliği yapmış olması, bir çok kültürün bir arada bulunmasına, tarihi eser çeşitliliğine neden olmuştur. Ankara'daki müzelerde gerçekten görmeye değer eserler var. Bu eserler bizi hem eski uygarlıklar açısından, hem de güzel Ankara'mız açısından bilgilendirmekte.

Şimdi size Ankara'yı sevmemin en büyük nedeninden söz edeceğim. Bu neden, en değer verdiğim, hayran olduğum ve sevdiğim insanla; Atatürk ile aynı şehirde olduğumu bilmektir. Atam her zaman kalbimdeydi, şu an da kalbimde ve kalbimde olacak da, ancak aynı sınırlarda olmak, kendimi daha iyi hissettiriyor, ona daha yakın olduğumu düşünüyorum. Atamız ve silah arkadaşları olmasa şu an olmayacak ülke topraklarının değerini bilmeli, Atatürk'ü, Anıtkabir'i ziyaret etmeliyiz. Ülkemize sahip çıkarak, ona kötü söz söyletmeyerek, ve ülkemizi yıkmak isteyenlere karşı kanımızın son damlasına kadar savaşarak ülkemizi korumalı, Atamıza ve silah arkadaşlarına olan minnetimizi göstermeliyiz. Eskiden Ankara halkı, Atatürk'e ve Türk ordusuna olan sevgi, saygı ve minnetlerini göstermek için bir türkü söylemişlerdir:
FOTOGRAF: Torun Çelebiler Seyahatnamesi
Ankara'nın taşına bak Gözlerimin yaşına bak Biz düşmanı esir ettik Şu feleğin işine bak Pek şanlıyız Ankara'nın taştır yolu Her tarafı asker dolu Artık yetiş Kemal Paşa Kan ağlıyor Anadolu Pek şanlıyız Ankara'da şanlı ordu Her tarafa çadır kurdu Türk ordusu karşısında Zalim düşman kaçıyordu Ankara'dan uçan kuşlar Aydın yaylasında kışlar Düşman bize teslim oldu Kolu nişanlı çavuşlar Pek şanlıyız.

Ülkemizin, tüm toprakları çok güzel ve değerlidir. Ancak ben, doğup büyüdüğüm şehri anlattım size. Çünkü Ankara'ya çok alıştım, Ankara'yı çok seviyorum ve Ankara'nın bende farklı anlamları var. Ülkesine bağlı her insanın, ülkesini gezmesini, Ankara'ya da gelip Atasını ziyaret etmesinin gerektiğini öneriyorum ve Ankara'yı benim kadar çok seveceklerini umuyorum. Sözlerimi bir iki dize ile tamamlamak istiyorum:

Her anımda, her adımımda, Daha da çok bağlanıyorum sana, Yollarının sonu deniz olmasa da, Seni seviyorum Ankara!
REVNA CEBECİ - 13 yaşındayım. Piyano çalmayı, spor yapmayı ve yüzmeyi seviyorum. Yazımda Ankara'yı seçtim; çünkü Ankara'yı çok seviyorum ve ülkesine bağlı her insanın, ülkesini gezmesini, Ankara'ya da gelip Atasını ziyaret etmesinin gerektiğini düşünüyorum.
Not: Bu yazı, Evliya Çelebi'nin doğumunun 400. yılı anısına hazırlanan ve tüm geliri UNICEF Türkiye Komitesi'ne bağışlanan "Torun Çelebiler Seyahatnamesi, 2011" adlı kitaptan editörlerin özel izni alınarak yayımlanmıştır.








 Yazılan Yorumlar...
BEDRİYE
(15 Ekim 2012)

Yukarda kızımızın yazdığı tüm duygularına aynen katılıyorum ve paylaşıyorum ve şunu diyorum ki bende seni seviyorum ANKARAM....

Gulden
(30 Ocak 2012)

Canim kalemine yüreğine saglik..keyifle okudum ve ANkara miza sayende birkez daha hayranlık duydum..yazılarının devamını dilerim..sevgiler

NEŞE
(30 Ocak 2012)

Harikasın Revna,insanın yaşadığı yeri böyle sevdiği ve anlattığı bir yazı bu güzellikte bir daha bulunamaz...Tebrikler yazın için ve tüm gençlere örnek olacak ATATÜRK sevgin için...Atamıza borçlu olduklarımız arasında tabii ki Ankara da var...o olmasaydı bu küçük bozkır kasabası böyle mi olacaktı ?

 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.