Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: Yunanistan ::::: Selanik ::::: Yunanistan'dan İtalya'ya -1 (Selanik)        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
Yunanistan Selanik 09 Eylül 2012 29 Haziran 2012
07 Temmuz 2012
8113 3 TAMER 

 Yunanistan'dan İtalya'ya -1 (Selanik)
 (Genel)

Yunanistan çok fazla öncelikli görmek istediğim bir yer değildi ama Selanik ve Atatürk'ün evini görme fırsatı beni bu turu almaya iten en önemli etkenlerden biriydi. Gerçi gezimizin büyük bir çoğunluğu İtalya'da geçecekti ama sadece Selanik ve Atatürk'ün evini görebilmek amacıyla uçağı değil de otobüsü tercih ederek turumuza 29 Haziran Cuma akşamı saat 19:00' da Kadıköy Eski Salı pazarı otoparkından başladık...

Saat 20:00'de Beşiktaş'tan bize katılan yolcularımızı da aldıktan sonra yola çıkıyoruz. Planımız gece yarısı gibi sınırı geçmek. Tekirdağ'da bir köfte molası veriyoruz ve 01:00 gibi İpsala gümrüğündeyiz. Yeri gelmişken bahsetmeden geçemeyeceğim... İpsala gümrüğünde bizim tarafta tek bir kapı çalışıyordu ve gümrük polisimiz çıkış kaşesini pasaportlara vurmak için herkesi tek tek sıraya dizdiği için işlemler çok uzun sürdü. Sırada toplam iki otobüs ve üç araba olmasına rağmen 1 saati aşkın bir süre beklemek zorunda kaldık. Bu sırada dışarıda beklerken inanılmaz bir sivrisinek saldırısına uğruyorsunuz, sınırı arabayla veya otobüsle geçecekler bunu unutmamalı ve önlemlerini almalılar. Ne hikmetse Yunan tarafında bir tane bile sivrisinek yoktu!... Yunan polisinin ise bizi otobüsten bile indirmeyip sadece pasaportları toplayıp giriş kaşesini basması ise enteresandı... Niye biz kendi insanımıza eziyet çektirmeyi severiz anlamam, bunun sebebi herhalde devletimizin insanımıza güvenmemesi olsa gerek diye düşünüyorum... Senin sen olduğunu her zaman ispat etmek zorundasın. Neyse...
Kavala'da kahvaltı molamız... Yine Kavala'da ay çiçeği tarlaları...
Sabah 06:00 gibi bir kahvaltı molası veriyoruz. Issız bir otoyolda bir benzinci. Yol kenarları silme ay çiçeği tarlası, manzara nefis. Sanırım Türk turları hep burada mola veriyor olmalılar ki ürünlerin üzerinde Türkçe açıklamalar da var ve çalışanlar az da olsa Türkçe konuşabiliyorlar. Bu güzel bir şey... Yuvarlak kaşarlı bir börek ve yanında kahve ile sabah kahvaltımızı yapıyoruz. Böreklerin içindeki kaşar miktarı inanılmaz fazla ve çok lezzetli. (Börek 2 €, Americano kahve 2,5 €) Tuvaletler ücretsiz... Selanik'e geldiğimizde hayallerimde canlandırdığım şehirden çok daha pis ve çirkin bir şehirle karşılaşıyorum. Sokaklar, yerler pislik içinde. Elimizde ne varsa yere atmak sanıyorum Yunanlılarla bizim ortak özelliğimiz. Avrupa'nın başka hiçbir ülkesinde böyle bir kültür yok. Sebebi ne acaba çok merak ediyorum. Eğitim deseniz, en eğitimlimiz bile arabanın camından çöp atabiliyor. Bunun bence derinlemesine incelenmesi lazım.
Selanik Kordon'dan manzaralar...
Ekonomik kriz sebebiyle olsa gerek neredeyse bütün dükkanlar boş ve kiralık... Bu bende birinci hayal kırıklığını yaratıyor. Türkçe konuşabilen yerel rehberimiz Penelopi ile beraber, bir büyüğünü daha sonra Roma' da göreceğimiz Pantheon'u, Beyaz Kuleyi ve Yunanistan'ın en büyük Katedrali olan Aya Dimitros Katedralini geziyoruz. Tüm Selanik'i tepeden görme imkanı veren bir yere çıkıyoruz ve fotoğraflarımızı çekiyoruz ama hava biraz puslu olduğu için net görüntüler alamıyoruz. Yolda Osmanlı'dan kalma çeşitli konaklar görüyoruz. Çok güzel korunmuşlar ve günümüze kadar gelebilmişler. Hepsi çok iyi durumda.

İkinci hayal kırıklığımı ise Atatürk'ün evinin tadilatta olması sebebiyle içini gezemeyeceğimizi öğrendiğimiz an yaşıyorum. Sadece dışarıdan görebiliyoruz. Böylece bu turu otobüsle yapma fikrimiz tüm albenisini yitiriyor. Artık kendimi İtalya'ya saklıyorum. Neyse ki Selanik'in kordonundaki kafelerde oturup soğuk bir bira eşliğinde denizi seyretmek beni biraz rahatlatıyor. Selanik Kordonu için İzmir'in küçük bir kopyası derler ama bence tırnağı bile olamaz. Geniş balkonlu evleri ile biraz İzmir'i andırıyor o kadar. Gece hayatı güzel diyorlar ama onu da bilemiyorum, gece hayatını görmek için bir daha Selanik' e gelir miyim ondan da emin değilim...
Kordon'dan manzaralar devam ediyor...
Kordon' da biraz yürüyüş yapıyoruz ve Türkçe konuşan bir seyyar satıcıdan kuru üzümlü simit alıyoruz. Çok hoşumuza gidiyor, bizde niçin yok acaba?

Buluşma saatinde otobüsümüzde yerimizi alıyoruz ve bizi İtalya' ya götürecek feribotumuza binmek üzere Igoumenitsa şehrine doğru yola çıkıyoruz. Avrupa Birliğinin katkısı ile yapılan otobanlar sayesinde rahat ve konforlu bir yolculuk sonrasında küçük bir liman şehri Igoumenitsa' ya varıyoruz.

Igoumenitsa' dan bizi İtalya'nın Ancona şehrine götürecek olan feribotumuza biniyoruz. Otobüsümüz alt katta yerini alırken biz yukarıda bizler için ayrılmış yerlerimize çıkıyoruz. Feribot ismi belki size küçük bir gemi veya bizim İDO feribotlarını çağrıştırmış olabilir ama içerisinde yüzme havuzu, kumarhanesi, restaurantları, cafeleri bulunan küçük bir cruise gibi düşünmeniz daha doğru olur. Bizim yerlerimiz yatabilen Pulman koltuklardı ama son derece rahat 2 - 3 - 4 kişilik kabinleri de mevcut. Superfast ve Anek adlı iki firma sanıyorum ortak çalışıyorlar. Giderken Superfast ile gittik, dönüşümüz Anek ile oldu. İlgilenenler aşağıdaki siteden hem gemi çeşitlerini incelemek hem de online rezervasyon için yararlanabilirler... www.web.anek.gr
Kuru üzümlü simit...Harika lezzeti var ...
Artık Avrupa birliğinde olduğumuz için pasaportlarımıza bile bakılmadan gemiye geçiyoruz. Bekleme yerinde hediyelik eşyalar alabileceğiniz dükkanlar var. Gemimiz 20:00 gibi hareket edecek. Gemiye binince önce restaurant'da -Yunanistan' da yaşayan Türk garsonumuz Ömer' in tavsiye ettiği- bir şişe kırmızı Yunan şarabı eşliğinde bir akşam yemeği sonra da geminin arkasında bulunan açık hava barı bizim için çok iyi oluyor ve Adriyatik havasını içimize çekerek gecenin sessizliğinde İtalya' ya doğru epey yol alıyoruz. 02:30 gibi artık biraz uyumamız gerektiğini göz kapaklarımız bize hatırlatınca yerimize dönüp 07:00' ye kadar biraz kestiriyoruz. Yolculuk normalde 14 saat sürüyormuş ancak biz yarım saat geç hareket ettiğimiz ve sanırım da biraz yavaş yol aldığımız için Ancona'ya yanaşmamız İtalya saati ile 12:00' yi buluyor. Kendi aracı ile bu hattı kullanacaklar için mutlaka kabinli bilet almalarını şiddetle tavsiye ediyorum...

İtalya'dan devam edecek...








 Yazılan Yorumlar...
NEŞE
(10 Eylül 2012)

Selanik i severim,hele Ladadika =yağ depoları semtindeki tavernalar da bir şeyler yemeği daha da severim..Ben sizin yaptığınız yolun tam tersini yapmış ve Ancona dan gemiye binmiş,2 gece yatmış,Patras da inmiştim..Gerçekten bir küçük kamara da da olsa uyku çok önemli..devamını bekliyorum..

Setenay Süzer
(10 Eylül 2012)

Açıklayıcı bilgiler,güzel fotograflarla başlayan bu yol hikayesini keyifle okudum. Gezilerde en fazla beklentisi olan mekanların restorasyon gazabına uğraması, insanı gerçekten bozguna uğratıp gezi keyfini kaçırıyor, neyseki önünüzde pek çok güzellik sizi bekliyordu.Gezip gördüğüm yerleri başkasının yorumu ile yeniden gezmek çok güzel,Yunanistanı henüz görmedim Napoli dışında pek çok şehrini gezdiğim İtalya da bakalım nereleri gördünüz ve sizde ne gibi etkiker yarattı ?.Paylaşımınız için teşekkürler

hakangeziyor
(09 Eylül 2012)

Sevgili Tamer, önce aramıza hoşgeldin. Güzel ve sevdiğim yerleri kapsayan bir yazı dizisi bizi bekliyor anlaşılan. Selanike girerken beni en çok şaşırtan şey çatı veya balkonlarda bulunan onbinlerce çanak anten olmuştu. Ben de senin gibi otobüsle geldiğim için muhtemelen aynı yerden şehre giriş yaptık. Şehrin zaten bizden başka pek turisti yok :) Zira ciddi bir özelliği de yok bana göre. Ama yine de ben sevmiştim... Keyifli anlatımın için teşekkürler...Kalemine sağlık...

 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.