Alplerin Alpleri 3 - Como ve Maggiore Gölleri


Canımız, ciğerimiz, arkadaşımız, ebedi dostumuz Engin dedi ki
Bu gün;
İtalya.
Sion’a çok yakın.
En fazla 50 KM.
Ve düştük yollara.
Sion’dan İtalya’ya sürüyoruz.
Eşim bu gezide yaklaşık 1200 sayısal resim çekmiş.
Dedim ki
Senin yeni hobin;
Fotoğrafçılık.
Zaten bu resimler olmasa aradan yaklaşık altı sene geçen bir geziyi yazamazdım.
Aslında, sıcağı sıcağına yazmış ve Engin’e göndermiştim,
O da İsviçreli arkadaşlarına;
Şöyle bir övgü gelmişti;
Bizler kaç senedir buradayız, adam dokuz günde dokuz doğurmuş maşallah.
Fakat kaybetmiştim, o yazdıklarımı.
Ama her şeyde hayır var,
Hem bundan sonrası için bir uyarı oldu,
Hem de geçmiş anılar, canlandı.



Şu ağaçlara bakar mısınız?
Yolda en sevdiğim görüntü;
Sağlı sollu ağaç görmek.




1939–1945 yılları arasında, burada görev yapmış,
Bir askeri Tugay’a ait, anıtmezar.
Ucube değil mi Allah aşkına?
Sanki
Kars’taki ucubeyi yapan heykeltıraş
Ya bundan esinlenmiş.
Ya da
Bunu da mı O yaptı acaba?
Peki
İsviçreliler neden ayaklanmıyorlar ve yıkmıyorlar, bu ucubeyi?
Muhtemelen anlamıyorlar, sanattan.
Zaten her şeyin en iyisinden en iyi biz anlarız.
Ne demişti Ata’m;

“Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.”

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

“Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti’nin Tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.”

“Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz… Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat sanatkâr olamazsınız.”

“Sanatkâr, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insandır.”

“Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz.”

“Bir milletin sanat yeteneği güzel sanatlara verdiği değerle ölçülür.”

“Güzel sanatların hepsinde, ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim. Bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk, en önde götürülmesi gerekli olan Türk musikisidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir.”

“Güzel sanatlara da alakanızı yeniden canlandırmak isterim. Ankara’da bir Konservatuar ve Temsil Akademisi kurulmakta olmasını zikretmek, benim için bir hazdır. Güzel Sanatların her şubesi için Kamutay’ın göstereceği alaka ve emek, milletin insani ve medeni hayatı ve çalışkanlık veriminin artması için çok etkilidir.”

“Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her türlü vasıta ve tedbirlerle besleyerek inkişaf ettirmek milli ülkümüzdür.”





Hanımı tebrik ediyorum,
Çok iyi çekmiş.
Zaten şu fotoğraf makinelerinin çektiğini kimse çekmiyor.
İnsanlar diyor ki
Bu dünyada benim çektiğimi kimse çekmemiştir.
Külliyen yalan!
İşte ispatı.





Burası Makarnacıların giriş nizamiyesi.
Polisler;
Dur eller havada, kimsin demiyorlar!
Elini kolunu sallaya sallaya geçiyorsun, dersek yalan,
Bizi burada epey beklettiler.
Benim hissettiğim;
Türk Pasaportu görünce,
Birden alarma geçiyorlar.
İçlerinden diyorlardır;
Bu Türkler’e dikkat edelim,
Yoksa ayağımıza, çizmeyi geçiriverirler.
Makarnacılar, bizi resmen makaraya aldılar!



Tünele giriyoruz,
Sağ tarafta hız limitleri.
Kısaca aklınızda şöyle kalsın;
90–60–90!
Tünel de şöyle bir yazı vardı;
Karanlıklar, elbet bir gün aydınlığa kavuşur.
Aman canım, entel dantel laflar, işte.
Bunlar da kendini bir şey zannediyor.
Yoksa bizim Ergenekoncularla bir bağlantısı olmasın, bu tünelin?



İşte İtalya.
İşte Alpler.
Ercan Saatçi, İzel, Çelik’ten;
‘’İşte yeniden, çıktın karşıma,
Bir gün öylesin, bir gün böylesin.’’
Rahmetli Erbakan dili ile
İtalyanlar,
‘’Ağır sanayi hamlesi yapıyorlar.
İsviçre’de pek yaprak kıpırdamazken,
Burada ismi Yaprak olanları tenzih ederim.
İtalya maşallah kıpır kıpır.



Laf bundan açılmışken,
Bir gerçek var ki
Avrupa’da alt yapı çok sağlam.
Bizde ise en sağlam altyapı, dansözlerde.
Adamlar bir yapıyor, pir yapıyor.
En az otuz, elli sene gidiyor.
Buna bizzat şahidim.
Bence neden şu;
Bizde her türlü meslek var,
Resmen kaldırım mühendisliği yok.
İnşaat fakültelerinde bu bölüm açılsa,
Bu kadar kaldırım kalkar mı?
Zaten belediye başkanı makama oturur oturmaz,
Başkanım emriniz deyince;
Kaldırımları kaldırın!
Mı diyor, acaba?
Yoksa
Kaldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız mı?
Anayasa’ya şöyle bir madde mi soksak?
Kaldırımlara en az yirmi sene kimse el süremez.
Hatta birinci madde bile olabilir.
Yoksa
Belediye Başkanlarını müteahhitler mi o makama getiriyor?
Bu konuda bir referanduma gitsek, ölüler canlanır mı acaba?



Bu Varzo’yu görünce, İtalya’da.



Aklıma Hanzolar geldi.
Yani ben!

Kimsenin üstüne alınmadığı şeyleri üstüme almayı çok severim ben.
Tıpkı kar taneleri gibi
Alırım üstüme her şeyi.
Neden?
Çünkü
Şimdiye kadar, bir kişi;
Ben sinsiyim dememiştir, herkes samimi.
Bir kişi bende Brütüslük var, dememiştir.
Bir kişi, ben adamı satarım arkadaş dememiştir,
Abicim herkes, olumlu,
Herkes akünün pozitif kutup başı.
Kim ulan bu negatifler?
Bari bir ilke imza atayım;
Ne kadar olumsuzluk varsa, bana yazın!



Bosna’da daha o zamanlar Ergenekon-Mergenekon yokken,
Kahramanca askerlik yaparken,
Şafak’a bakıp bakıp şafak sayarken,
Şafak ta manyak mı bu adam,
Bana bakıp bakıp ne sayıyor?
Kafayı yemiş olmalı derken,
İki İtalyan rahmetli oldu, kazada.
Allah rahmet eylesin, o zaman anlamıştım, İtalyan’ların ne kadar sürate meraklı olduklarını.
Ama şaşmamak gerek,
Bu kadar hızlı çapkın bir millet arabayı yavaş kullanacak değil ya.
Emniyetli araba kullanma konusunda, İtalyanlar yarışacak tek Millet;
Galiba bizleriz.
Ortak noktamız;
Uçkura olan düşkünlük.



Bu resmin yanına,
Bir İsviçre resmi koyarsanız,
Alt yapıda İsviçre’dekilerin eline kimse su dökemez.
İsviçre bu işi çoktan halletmiş.
Ama İtalyanlardaki manzara da manzara ha.
Resim yapma yeteneğiniz varsa,
Bu fotoğraf neden olmasın, mesela?



Alın bir Ucube daha!
İsviçre’de gördük, İtalyanlar da aynı.
Bizim Kars’taki ucube heykelleri yapan, değerli heykeltıraşımız,
Mehmet Aksoy,
www.mehmetaksoy.com

Buralarda fink atmış anlaşılan.
Bu heykeli görünce,
Kayahan’dan,
‘’Allah’ım neydi günahım, ben nerde yanlış yaptım’’ geliyor, aklıma.

Buradan İtalya Başbakanı’na da bir çift sözüm var;
Öyle karı-kız ile uğraşacağına,
Şu konulara da bir el atsın.



Bu resim,
İtalya’da çekildi.
İsviçre’de ise göremezsiniz.
Kültür farkı.
Zaten boğaz kültürleri yapılsa farklı çıkar.
İşte İtalyanların bize benzer yönleri.
Biz asarız, arkadaş.
İdam kalksa bile asarız!
Asmamız gerekenleri asmaz, asmamamız gerekenleri asarız.



İşte bir İtalyan Bankası.
Kim bilir kaçının sahibi, mafya babası?
Mafya eskidenmiş canım.
Şimdi hepsi Holding oldu.
Ne zaman mafya duysam,
Aklıma beni mahfeden birisi gelir.



İşte Como Gölü.
Ben suyu,
Kana benzetirim.
İnsanlar neden ölür?
Kan kaydından.
Doğa da su kaybından.
Nasıl ki kardiyologlar kılcal damarlara kan gitmeyince alarma geçiyor,
Bir yerde derecik kuruyorsa,
Gölde sular azalıyorsa herkesin alarma geçmesi lazım.
Arada bir Kızılay’a gider kan veririm.
Kan verdikten hemen sonraki haleti ruhuye, sanki bayanların adet gününe benzer.
Ne de olsa ikisinde de kaybı, söz konusu.
Muhtemelen doğa da sular azalınca benzer şeyleri hissedebilir, kim bilir?



Trakya lisanı ile
Aritaya baktığımızda,
Como’nun tamamının İtalya’da.(Bunu bende şimdi öğreniyorum)
Lugano’nun ise hem İtalya hem de İsviçre arasında kaldığını görüyoruz.
Bu göller Onlar için,
Deniz, deniz.
Bizler denizlerimizin değerini bilelim.
Tuz Gölü’nde olduğu gibi
Tuz da kokarsa?
Hale gelmeyelim.



Şu yola bakar mısınız?
Çizgilere?
Yeşilliğe?
Manzaraya?
Bana her şey seni hatırlatıyor!



İtalyanlarla bir ortak konumuz da
Her yere bayrak asmak.
Ama bizi kimse geçemez, bu hususta.
Zaten bizde şöyle ilanlara çok rastlarsınız;
Dünyanın en büyük;
Fıskiyesi.
Dünyanın en büyük;
Plazması.
Bu da bizim ne kadar kompleksiz bir millet olduğumuzu gösteriyor.
Bayrak konusuna gelince,
Bu konuda iki görüş var;
Dışarıdan gelen bir yabancı, adım başı bayrakları görünce,
Ulan bu Türkler, amma da bayraklarını seviyor,
Ya da
Allah Allah, yoksa buralarda bir işgal mi var?
Bu büyüklük konusunda,
Zenciler ise hiçbir zaman, benimki en büyük demezler.



Bu da
İtalyan Kilisesi.
Benim bakış açım;
Bu gibi yerler adı farklı da olsa
Yaradan’a ibadet edilen yerler.
Dinler birden fazla,
Peygamberler birden fazla,
Ama Allah bir.
Allah’ın –bir- olmadığını kim ispatlayabilir?



İtalyanlar da
Taşçı.
Taş evleri,
Taş sokakları çok severim, ben.
Yüreğime taş basarım.
Böbrek taşlarım dökülür.
Taş yerinde ağırdır.
Taş üstünde taş kalmadı gibi anlamsız cümleler gelir, aklıma, nedense.
Bu arada,
Erol Taş’ı rahmetle anarım.



Alın size bir İtalyan abidesi.
Feministler nerdesiniz?
Bakın Abide diyorlar,
Neden Ablada değil bu gibi tesisler?



Bu çiçek bana,
Bayanları hatırlatıyor.
Tamam, çiçekler güzel ama
Bayanlar olmasa?
Ne diyoruz dil alışkanlığı;
Aşk olsun!
Olsun olsun, yeni yeni bebeler,
Onlar için gerekli alışverişler…
Ve dünyanın işleyen çarkları.
Doğayı güzel yapan;
Çiçekler,
Yaşamı güzel kılan;
Bayanlar.



—Caddy- mi olsun?
Yoksa
Bu kedi mi? Derseniz, elbette bu kedi derim.
Sezen Aksu bile ne demiş ti;
Gülümse’de,
Bir kedim bile yok!
Ve o şarkı ile meşhur olmuştu.
Dünya o kadar değişti ki
Neydi atasözü?
Kedi köpek gibi olmayın.
Bakıyorum şimdi,
Valla abi kardeş gibiler.



Şu balkon süslemelerine bakar mısınız?
Keşke bu kültür bizde de yaygınlaşsa?
Ama bakıyorum, bayanların balkonları maşallah hep süslü-püslü.
O balkonlara verdiğiniz emeği biraz, şu balkonlara verseniz?
Kelimeye bakar mısınız?
Bal-kon!
Bal dök yala buradan gelmesin?



İnsan kullandığı arabayı bir yerlerde görünce,
Sanki çocuğunu görmüş gibi heyecanlanıyor.
İşte ilk arabamız.
Ama çok yaygın olmadığını anladım, bu markanın, buralarda.
O zamanlar kızımız küçük,
Sessiz ve de sakin bir yerden geçiyoruz,
Arabada ‘’Çin işi, Japon İşi bunu yapan iki kişi faaliyeti var;
Baba dedi;
Bunlar ne yapıyor?
Araç içi temizliği, dedim kızım, araç içi temizliği!
Peki, neden, böyle ıssız bir yerdeler?
Utanıyorlar!
Herkesin göz önünde araç içi temizliği yapmaktan!
Kim bilir bu aracın içinde de ne temizlikler yapılmış olabilir?



İtalya’ya ayak basmışız,
Alış veriş yapmadan olur mu?
Buzdolabının kapısına ne yapışacak?
Magnet.
Hobi mi?
Hava atma aracı mı?
Bak, bende ne magnetler var!
Sende var mı?
Pışık!



İtalyanların sadece makarnaları ilginç değil,
Ağaçları da enteresan.
Dallar, aşağıya bakar, genelde.
Bu ağaç ta tam tersi.
Sanki dua eder gibi Yaradan’a.
Allah’ım, akıl ver şu kullarına.
Beni kesmesinler.
Köklemesinler!



Bu ağaç ta,
Değişik.
Sanki
Gölgesinde mevsimler boyu oturduğumuz,
O ağacın altını şimdi anıyor musun?
Der gibi.



Ve bir turist ütübüsü.
Bana ilk turizmci,
İngiliz Thomas Cook’u hatırlatıyor.
Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz,
Kaç kişi ekmek yiyor, bu alanda.
Eğer turizm 1841 değil de insanlık tarihi ile başlasa idi,
Dünya ne kadar farklı olurdu?
Tarihi eserler inanılmaz korunur?
Camiler kilise, kiliseler camii olmazdı her halde.
Daha mı hoşgörülü olurdu insanlar?
Dinler arası diyalog ve hoşgörüye ihtiyaç kalır mıydı?

Ulan Engin,
Nerelere getirdin bizi?
Meina.
Maggiore Gölü kıyısında.
İsviçre’den İtalya’ya göller gezisi güzergahı.



Meina’yı daha detaylı gösteren bir harita.
Ve Piomente Bölgesindeki Maggiore Gölü.
İşte
İstanbul’u hatırlatan bir manzara.
Sezen diyor ki
Ada Vapuru yandan çarklı.



Jet sosyete jete biner,
Jet sosyete, Jetski sever,
Jet sosyete, jet hızı ile evlenir, jet hızı ile boşanır.
Jet sosyete jet kararlar alır.
Bana atımı getirin demez, jetimi getirin der.
Jet sosyete, jiletle traş olur.
Jet yakıtı kullanır.
Jet-Pa’dan evler alır.
Şimdi bunlara Jet denmeyecek te
Bana mı denecek?



Camoscio ne demek?
Ceylan,
Ve akla geliyor, Barış Manço’dan yavru ceylan gibi kaçar,
Ayağına takar, gümüş hal, hal.
Ve
Bir kahvenin kırk yıldır, hatırı vardır?
Unutma bizi,
İtalya!





 Yazılan Yorumlar...
Ferudun Babacan
(04 Mayıs 2011)
Emel Hanım,
Bizler arkadaşa gittik.
En güzeli; O ama imkan meselesi.
NEŞE
(04 Mayıs 2011)
Emel hanım turu ne yapacaksınız,atlayın gidin..İnternetten Milano veya Bergamo otel rezervasyonu yapın,alın biletinizi Milano veya Bergamo ya,orada keyif yapın,sonra da trenle göllere gidin...İşte size harika bir tur !Sevgiler,iyi yolculuklar..
emel kırımlı
(03 Mayıs 2011)
haziranda oy kullandıktan sonra kaçmak için oraları düşünürken bu sayfaya gelince o günler hemen gelsin istedim.bana önerebileceğiniz tur var mı?yani mutlu dönebileceğim bir tur.mutlu kalın teşekkürler
Ferudun Babacan
(02 Mayıs 2011)
Belkıs Hanım,
Yorum için çok teşekkürler...
Belkııs C. ÇETİNSOY
(02 Mayıs 2011)
Çok merak ettiğim gölleri, sizin nükteyle karışık gezi yazınızdan okumak güzeldi.
Ferudun Babacan
(26 Nisan 2011)
Erdin Bey,
Çok teşekkürler.
Ben de emekleriniz için çok teşekkür ederim.
Erdin İVGİN
(26 Nisan 2011)
"Kimsenin üstüne alınmadığı şeyleri
üstüme almayı çok severim ben.
Tıpkı kar taneleri gibi
Alırım üstüme her şeyi. "F. Babacan
Sayın Babacan, Bence üzerinizde insan ve hayvan sevgisi var. Hoşgörü var. Paylaşmacılık var. Doğru bildiği söyleyebilme cesareti var. Toplumsal sorunlara duyarlılık var. Daha ne olsun. :)
Ferudun Babacan
(26 Nisan 2011)
Hakan Bey,
İsviçre Favorim.
Keşke herkes gezebilse.
Yorum için teşekkürler...
Ferudun Babacan
(26 Nisan 2011)
Neşe Hanım,
Allah herkese nasip etsin.
Ne güzel bir şey olsa gerek...
hakangeziyor
(26 Nisan 2011)
Ferudun Bey, Ekim ayında güzel bir gün geçirdiğim Como gölünün yanına siz bir de Maggiore ve civarını eklediniz. Gerçekten doğası, insanı harika. Teşekkürler...
Kaleminize sağlık...
NEŞE
(26 Nisan 2011)
Emekli olmanın ve hayatı dilediğimiz gibi yaşayabilmenin güzelliklerinden biri de zamanı dilediğimiz gibi kullanmak...Millet yorum yapmak için akşamı bekleyecek,ben daima hazır ve nazırım,nöbetçi yorumcu olarak ! Nöbetçi yazar a selamlar..
Ferudun Babacan
(26 Nisan 2011)
Ben de nerede kaldı bu nöbetçi yorumcu diyordum?
Neşe Hanım,
Valla, sizin yorumlarınız da bu sitenin olmazlarından.
Çok teşekkürler...
NEŞE
(26 Nisan 2011)
Ferudun bey,çok teşekkürler yeni bir güne gülümseyerek başlattığınız için ! Göller bölgesi gerçekten çok güzel değil mi ?Bu bölgede İtalya ve İsviçre göllerde ortak sınırlara sahip olmalarına rağmen,doğa hariç ne kadar farklı yaşamlara sahipler..İtalya sınırından geçince bir hareket ve neşe başlıyor...Sevgiler,teşekkürler..