Ukrayna Gezi Notları 2013


Her yaz memleketimize gelen o güzel insanların nerede, nasıl ve hangi şartlarda yaşadıklarını merak ederken, vizelerin de kaldırılmasının avantajıyla, gezilecek en uygun yerlerden biri olarak arkadaşımla Ukrayna’yı gezmeye  vermiştik. 2013 Mayıs’ında şu an olduğu gibi politik bir kaos yoktu, o yüzden güzel bir seyahat planı ile her şeyi planlamaya başladık. Huyum kurusun, bir yere gideceğim zaman çok detaylı ulaşım planlaması yapmayı, okuldan (Şehir ve Planlama mezunuyum) alışkanlık haline getiririm. Fakat, bu detaylı planlar, ancak Fransa, Hollanda gibi her konuda organize ülkelerde geçerli olurken, gelişmekte olan veya geri kalmış ülkelerde ise genelde bir işe yaramaz.

Neyse, Ukrayna’ya gidiş, Pegasus sağolsun, 2013 yılında oldukça rahat ve uygun fiyatlı idi. Plana göre, o günkü gazetelerin haberine göre yaşayanların %80’ini kadınların oluşturduğu Lviv’den başlayarak, ülkeyi batıdan doğuya, yani Lviv-Kiev-Kharkiv-Donetsk şehirlerinde 2-3 günlük toplamda iki haftaya yakın bir sürede trenlerle gezmek amacımız idi.

İlk durak olan Lviv’e ilk indiğimizde, otelimiz şehir meydanı olan Rynoq Square’de bulunduğundan ilk işimiz oraya giden bir servis bulmaktı ve bu konuda hiç sıkıntı çekmeyerek, bizdeki dolmuşlara  benzeyen bir araçla merkeze indik. Yolda şehrin merkezden uzak kesimlerinden geçerken şehrin kaçıncı yüz yılda yaşadığını merak etmiştik, zira araçlar son derece eski, yollar bozuk gözüküyordu. Eyvah, buralarda ne işimiz var derken şehir merkezine geldiğimizde, endişelerimizin gereksiz olduğunu, tarihi çok zengin olan bu şehrin gezmekle bitmeyeceğini anlamak kafamızdaki olumsuz düşünceleri atmamıza neden olmuştu.


Rynoq Meydanı

Rynoq Meydanı, küçük ama çok şirin, kafelerle dolu, güzel kızların çok sayıda etrafta bulunduğu, tarihi dokusuyla geçmişte dolaşıyoruz izlenimini veren bir meydandı. Otelimiz, tahmin ettiğim gibi şirin bir oda içeren ama çok eski bir binada idi, ancak wi-fi ve güzel yüzlü, güzel personeli sayesinde çok eğlendiğimiz bir oteldi. Hala, otelden yılbaşı kutlama mailleri gelir.

Otele yerleştikten sonra hemen hava kararmadan meydanı gezmek için kendimizi dışarı atarak en yakın kafeye oturduk. İlk izlenimiz , gelirken gazetelerde okuduğumuz haberde belirtilen % 80 bayan haberinin uydurma olmasına (bence % 60 bayan-40 erkek J idi ) rağmen bu şehrin gerek kızlarının gerekse tarihi binalarının gerçekten bakmaya doyamayacağımız şeklinde olduğu idi. Daha sonra hava karardıktan sonra yeraltında bulunan ve Naziler döneminde sığınak olarak kullanılan bir pub’da bira içip neşeyle şarkı söyleyen insanlar arasında keyifli vakit geçirdik. Burada Türk olduğumuz öğrenilince etraftaki herkesin biralarını havaya kaldırarak şerefinize diye bağırmaları da gecenin güzel anılarından biri idi. Demek Türklerin sevilebildiği yerler hala varmış diyerek oldukça mutlu olmuştuk.

Sonraki gün de, gerek tarihi yapıları, gerekse de şehrin diğer yerlerini gezerek akşam Kiev trenine binmek üzere valizlerimizi topladık. Bu arada, şehrin en önemli kiliselerinden birinin içinde gezerken, dışarıda son derece seksi giyinip gezen bayanların içeride nasıl inançlı birine dönüşerek, çok tutkulu bir şekilde ibadet ettiğini görmek gerçekten bizi hem şaşırtmıştı, hem de din ve günlük hayatı ayırmayı beceremeyen bizim gibi milletin bir ferdi olarak utanmamıza neden olmuştu.

Bir çok ülkede olduğu üzere Ukrayna’da da insanlar ulaşımda otobüs yerine treni tercih etmekte, bu da geceleri seyahat ederek hem bizi otel masrafından kurtardı, hem de  kısıtlı zamanımızı daha verimli kullanmamıza neden oldu.

Tren istasyonuna gitmek üzere bindiğimiz tramvayın ne kadar eski olduğunu düşünürken, içerideki o süslü ve çok güzel kızların bu tozlu ve döküntü tramvaylarda çok normal bir şekilde seyahat etmeleri bana memleketimin hiçbir süslü kızının bu tramvaya binmeyeceğine dair bahse girme duygusu yaşatınca gülümseye başladım.

Neyse, akşam oldu, trenimize bindik ama ben içerisi kötü kokan ve havasız yataklı trenimizde 8-10 saati nasıl geçireceğimizi düşünürken diğer insanların çok rahat bir şekilde hemen pijamalarını giyerek yatma moduna geçebildiklerini görünce en iyisinin yatmak olduğuna karar verdim. Bu arada ranza komşumuz olan baba ve kızı çok sempatik idi ve onlarla kısa bir sohbetimiz de oldu. Kızın, ülkemizdeki bir çok mankenden daha güzel olduğunu söylemeye sanırım gerek yok bu arada , ki kız biraz daha büyük olsa, hazır babası da oradayken babasından istemeyi bile düşünmüştüm J.

Yaklaşık 8-10 saatlik bir yolculuğun ardından, sabaha doğru Kiev tren istasyonuna gelmiştik. Herkes yatağını düzenli bir şekilde toplayarak düzen toplumundan resital sunmuştu. Biz de arkadaşımla topluma uyum sağlayarak işimizi görüp,  trenden indik.


Kiev merkezindeki ana caddenin haftasonu trafiğe kapanması ile eğlenen halk

Kiev’e iner inmez, merkezi bir noktaya en yakın wi-fi alanına giderek booking.com’dan bir otel ayarlamak ilk planımız olmuştu. Kiev’de en rahat ve hızlı ulaşım aracı metro olduğundan metroya binerek şehir merkezine, son olaylarda yakılıp yıkılan güzelim özgürlük meydanına indik ve tüm ülkeyi sarıp saran bir Mc Donald’s’a girdik. Burada, kahvaltı ederek şehrin hafif dışında ama metroyla ulaşımı çok kolay olan, güzel ve ucuz bir otel bularak (2 kişilik odaya günlük 115 TL) otele doğru yola çıktık.


Kiev metrosundan bir görüntü


Kiev’de metro ile ilgili dikkatimi çekenler, öncelikli olarak çok ucuz olması, binerken jetonla binilmesi ama en çokta giriş ve çıkışta kullanılan yürüyen merdivenlerin çok hızlı ilerlemesiydi. Bir de, metro zamanında o kadar derine yapılmış ki, hızlı yürüyen merdivenlerle inip çıkmak bile zaman almaktaydı. Kiev ile ilgili bir diğer tespitimiz ise,  Mc Donald’s’ların şehrin her yerini sarması, hatta neredeyse Ukraynalıların sadece Mc Donald’s’dan yemek yedikleriydi. Şehirde internet ihtiyacımızı ise çoğunlukla MC Donald’s’lardan , zaman zaman da bağımsızlık meydanındaki wi-fi’dan karşıladık.


Kiev'in en meşhur katedrali

Kiev’de çok komik, güzel ve hoş olmayan anılarla birlikte 3 gün geçirdik. Güzel anıları bir yere ayırarak komik ve hoş olmayan anılara getireyim konuyu J . Şehirde dikkatimizi çeken konulardan biri, şehrin kalbindeki ana yolun  hafta sonları trafiğe kapanması ve insanların bu yolda gezip eğlenerek hafta sonunun tadını çıkartması idi. Ayrıca, özgürlük meydanında çeşitli konserler ve eğlenceler de Kiev seyahatimizi oldukça renklendirmişti. Burada başımıza gelen tek tatsız olay, akşam saatlerinde gezerken 2 adet polis kılıklı adamın yolumuzu keserek, karşıdan karşıya geçerken altgeçidi kullanmadığımız için onlarla karakola gelmemizi istemeleri idi. İnternette  çok sayıda sahte polis olayını okusak da, emin olamadığımızdan uzun bir süre adamlarla tartıştık. En son, arkadaşımın Türk büyükelçiliğini hemen arıyorum cevabının yanı sıra benim sinirlenerek elinizden geleni ardına koymayın diyerek restleşmem sonucunda adamlar uzaklaşmak zorunda kalmıştı. Geceyi tatsızlaştıran bu olayı unutmak için şehrin en güzel eğlence merkezi olan Arena Club’a giderek bu tatsız olayı unutup gecenin tadını çıkardık.


Kiev Bağımsızlık Meydanı'ndan bir görüntü



Hoş bir gökkuşağı


Kiev’de yaşadığımız komik hikayelerden biri de  özgürlük meydanında bulunan tavuk dönercisinin Kırgız olması ve Türkçe konuşması idi. Özellikle, bana ısrarla, seyretmediğim  Türk dizilerinin son durumlarını sorup durarak beni gıcık etmeyi başarmıştı. Yine de, Kiev’de Türkçe konuşan birisini görmek hoşuma gitmişti.


Kiev Bağımsızlık Meydanında Konser


Kiev’den sonraki durak Kharkiv idi ve biz yine trene binerek Kharkiv’e doğru yola çıktık. Kharkiv, Ukrayna’nın doğusunda madenciliğin yoğun olduğu, batının aksine daha az gelişmiş ve Rusya yanlısı insanların yoğun yaşadığı Ukrayna’nın en büyük kentlerinden biridir. Kente ilk indiğimizde internetten rezervasyon yaptığım otele gitmek üzere garın yanından taksiye benzeyen eski bir araca bindik. Yol boyunca toz toprak ve bizdeki Ostim’in ara sokakları gibi olan yerlerden geçip giderken biz nereye geldik diye dehşet duygularını bol bol yaşadık. En sonunda internette şehir merkezinde olduğunu yazan ama merkezden bir hayli uzak olan oteli bulduk, ancak bir kere daha anladık ki  asla netteki bilgilere güvenmeyeceksin. Taksiciyi bekleterek içeri girdik ve resepsiyondaki adamı internete alakasız bilgiler verdiği için bir güzel azarlayarak bu şehirde bir gece geçirmeden bir sonraki durağımız Donetsk’e tren bileti almak üzere yola çıktık. Taksici nereye gidiyoruz olduğunu tahmin ettiğimiz bir şeyler söyledi ancak, biz tren istasyonunu 10 dakikada anlatamadık. Artık çuf çuf sesleri bile çıkararak ve değme pandomim sanatçılarını kıskandıran performansımıza rağmen adam ancak 10 dk sonra olayı kavrayıverdi. Bu arada bir komik ayrıntı da geri dönerken adamın arabayı durdurup , yolun karşısındaki bir evi göstererek burası benim evim diye bağıra çağıra anlatması ise bu ilginç şehirde bize yeni bir dumura uğrama olayı yaşattı.


Kharkiv'in en güzel yapısı

Yaşanan huzursuzluğumuz tren biletimizi alınca geçer derken asıl bomba orada patladı. Ertesi gün 1 mayıs idi ve bizdeki dini bayram öncesi günlerde olduğu gibi herkes bir yerlere gitme derdiyle tüm biletler tükenmişti. 1 Mayıs 1 gün elbet geçer derken öğrendik ki bu süre bir-iki haftayı buluyormuş. Kharkiv’den acil kaçmak hissi ile panik hissi karışınca dehşet duygularımız daha da arttı ve ne yaparız diye ona buna soruştururken birisi otobüsü deneyin belki otobüs bileti bulabilirsiniz dedi. Çantalarımızı locker’a atıp acilen otogar’a gittik ancak orada da aşırı bir yoğunluk göze çarpmaktaydı. Fakat, ne olursa olsun bu şehirden ayrılmayı kafaya koyduğumuz için uzun bir çabadan sonra Donetsk’e akşama otobüsü bileti bulabildik. Bilet alırken biletçiyle boğuşmalarımıza ise hiç girmiyorum J

Biletlerimizi aldıktan ve derin bir oh çektikten sonra akşama kadar neler yapabiliriz diyerek merkeze doğru yürüdük. İlk kabus anlarından sonra şehir merkezinin Lviv veya Kiev gibi olmasa da vakit geçirilebilecek yerlere sahip olduğunu görmüştük. Yine de ilk dikkatimizi çeken şey, önceki şehirlerdeki güzel kızların sayısının Kharkiv’de hatırı sayılır şekilde azalmasıydı.

Akşam 10 gibi otobüse binmek üzere otogara geldiğimizde, Kharkiv’de sürpriz ve şokların asla bitmeyeceğini yeniden görmek bizleri nedense şaşırtmamıştı. Otobüsü kaçırdığımız taktirde gecenin bir saati Kharkiv’de kalacağımızı bilmenin gerilimiyle gelen geçen bütün otobüsleri kontrol etmemize rağmen otobüsümüz bir türlü gelmiyordu. Bilet aldığımız bayana sorduğumuzda devamlı bekleyin gelir cevabı alıyorduk ama bu arada saat 12’ye yaklaşmış ve bizim umudumuz kaybolmak üzere idi ve alternatif bir plan yapmanın zamanı gelmişti. Ancak, insan tam umudunu kaybederken Allah eşeğini buldururmuş derler ya, tam o sırada otobüsümüz nihayet gelmişti. Ama allahım ne otobüstü anlatamam. Sanki 1970’lerden eski bir Türk filminde oynuyor gibi hissetmiştim ilk olarak otobüsü görünce. Murphy kanunları yine işlemiş ve biner binmez koltuğumun kırık olduğunu görmüştüm. Herkes otururken benim koltuğum kırık olduğundan vücudum yere paralel, başım tavana bakar şekilde güleyim mi , ağlayayım mı diye düşünürken otobüs kalkmıştı. Yine de, buna da şükür diyerek 6-7 saatlik yolculuğa başlamıştık.

Gerek günlerdir yetersiz uyumanın getirdiği yorgunluk gerekse pis otobüste uyanık kalmak istemem neticesinde 3-4 saatte olsa uyumanın verdiği mutlulukla sabaha doğru Donetsk’e indik. Bizi karşılayan olmadığı için, iyi bir otel bulmak amacıyla plan yapmaya başlayacakken eski Amerikan arabalarına benzeyen bir arabadan bir eleman fırladı ve taksi,taksi diye bağırmaya başladı. Sıkı bir pazarlık sonrası, biraz da çekinerek arabaya bindik ve şehrin fiyatı uygun ve güzel otellerinden Art Hotel Liverpool’a gittik. Oteli görünce artık şansımızın döndüğünü anlamak keyiflendirmişti. Otel hem merkezi, hem son derece güzel dekore edilmiş, hem de uygun fiyatıyla Donetsk’e gideceklere şiddetle önereceğim bir oteldi.


Shaktar Donetsk Kompleksi

Kısa bir dinlenme sonrası şehir gezisine çıktığımda ise yeni bir şok dalgasına tutulmuştuk. 1 mayıs olduğunu hatırlayınca normale dönsek de, koskoca şehirde Şeker bayramının ilk günü gibi etrafta kimseyi görememek, şehri ve insanlarını tanımak için gelen biz turistler için hiç de iyi olmamıştı. Yine de, ortada mutlak gerçek, Donetsk’in Kharkiv’e göre çok daha hoş bir şehir olduğuydu. Donetsk, bizlere Lucescu’nun Shaktar Donetsk’i sayesinde ismine aşina olduğumuz bir şehirdi.


Donetsk'ten Bir Manzara

Her ne kadar 1 mayıs’ın biz şehirden ayrılana kadar-ki 3 gün kaldık- devam etmesi neticesinde şehrin normal yaşantısını görememek bizleri üzse de, gerek bayram konserlerine katılmak, gerekse Shaktar Donetsk’in o muhteşem spor kompleksine tanıklık etmek, Donetsk’e geldiğimize pişman etmemişti bizi. Donetsk’te yaşadığımız en ilginç anı ise bir kafede oturduğumuz zaman karşı masada 4-5 kişinin bol küfürlü bir Türkçe ile konuşmasına tanıklık etmemizdi. Her ne kadar, burada da Türklere yakalandık diye düşünüp önce tanışmaktan kaçınsak da, zamanla dayanamadık ve muhabbete başladık. Elemanlar, Adana’dan gelen bir PVC markasının bayiliğini yapan ve promosyon ile Donetsk’i gezmeye getirilmiş bir grup gençten oluşmaktaydı. En çok güldüğüm kısım, elemanların kimse Türkçe anlamadığı için bilerek bol küfürlü ve bağırarak konuşmalarıydı. İlginç bir teori gerçekten J , insanı deşarj eden ama riskli bir tercih.

3 gün sonra Pegasus ile dönüş uçağımıza binmek üzere havaalanına geldik ve artık hiçbir sürpriz ile karşılaşmayacağız derken uçağın 2 saate kadar gecikmesi bile neşemizi bozmamıştı. Seyahatimizdeki son aksaklık ise İstanbul uçağının İstanbul’a yoğun sisten dolayı inememesi neticesinde Ankara’ya inmesiydi. Plana göre İstanbul’da inip, Ankara uçağına geçerek Ankara’ya gelecektik ama direkt olarak Ankara’ya gelmiştik. Ne güzel diye sevinirken kaptan pilot Ankara’da inebileceğimizi ancak valizlerin İstanbul’dan sonraki uçaklarla ancak gönderilebileceğini söyledi ve tam dediği gibi akşam sağ salim valizlerimize kavuştuk. Buradan, Pegasus’un o beyefendi pilotuna ve yardımsever personeline tekrar teşekkür ederim.

Kısacası, 10 günü geçen ve tamamen yabancı bir toplumu ve ülkeyi tanımak amacıyla düzenlediğimiz gezi, her ne kadar çok yorucu ve aksiliklerle dolu geçse de hayatımızın en güzel gezilerinden biri olmuştu. Sonraki dönemlerde politik kaosun ele geçirdiği bu güzel ülke ve insanlarının en kısa sürede huzura yeniden kavuşması dileklerimle herkese selamlar.


Özgür ÖZBAY









 Yazılan Yorumlar...
ozzy
(21  Aralık 2014)
Şu günlerde benzer bir gezi yapmak mümkün görünmese de ortalık durulunca herkese tavsiye ederim.Ancak, şunu da belirtmek isterim ki, karışıklık ülkenin doğusunda ve güneyinde, yani Donetsk, Kharkiv ve Kırım civarlarında. Lviv gibi batı şehirleri halen güzel ve güvenlidir bence.
Erdin İVGİN
(13  Aralık 2014)
Sevgil ozzy
Ukraynada iç savaş başladıktan sonra böyle bir yolculuk mümkün mü bilemiyorum. Ancak bu ülkede görülmesi gereken yerlerden. Teşekkürler.
Kalemine sağlık.