Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: A.B.D. ::::: New York ::::: NEW YORK-Özgürlük Anıtı bile göçmen!        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
A.B.D. New York 09 Haziran 2011 10 Eylül 2002
12 Eylül 2002
5666 2 muratozsoy 

 NEW YORK-Özgürlük Anıtı bile göçmen!
 (Genel)

Yirmi dört dolara satılan Manhattan! İnanışa göre, New York'un kent olarak tarihi ilginç bir alışverişle başlar. Kentin gözbebeği olan Manhattan adası bir Hollandalı tarafından Kızılderili kabilelerinden birinden satın alınır! Karşılık olarak da ne mi ödenir? Hepsi hepsi, yirmi dört dolar değerinde bir kutu incik, boncuk, bıçak ve balta!.. Keşke, bizim "çakı, çakmak, ustura, bıçak, beğenmezsen para yok!" diye bağrışan seyyar satıcılarımız 1626 yılında o rengârenk tezgâhlarıyla Manhattan civarlarında olabilselermiş dememek elde değil doğrusu!..

FOTOGRAF: © Bernd Untiedt/ Wikimedia Commons / CC-BY-SA-3.0


Tabii, şimdilerde, yirmi dört dolarlık bu inanılmaz alışveriş üzerine çeşit çeşit yorumlar da yapılmıyor değil! Kimilerine bakılırsa, başka Kızılderili kabilelerinin de Manhattan'da hakkı vardır ve bu satış onlara hiç mi hiç danışılmadan gerçekleştirilmiştir!.. Üstelik, yerliler, Avrupalıların özel mülkiyet kavramlarına hayli yabancı olduklarından aldıkları incik, boncuk karşılığında ellerinden neler kaçırdıklarının farkında bile değillerdir! Zaten, farkına vardıklarında da her şey için artık çok geçtir! İspanyolların Amerika kıtasına ayak basmasıyla başlayan süreç, kıtanın eski sahibi olan yerlilerin minicik bir azınlık haline gelmesiyle noktalanmıştır!.. Sonuç olarak beyazlarda, yılda yirmi küsur milyon ziyaretçi çeken Manhattan'ı eski sahibi Kızılderililere iade edip yirmi dört dolar kazanma niyeti hiç mi hiç görünmüyor!

Azınlık mı, çoğunluk mu? New York kelimenin tam anlamıyla bir "göçmen kenti". Yaklaşık sekiz milyonluk kentte her üç kişiden biri ABD dışında bir ülkede doğmuş! Siyahlar, Asyalılar ve İspanyolca konuşanlar da dahil olmak üzere azınlıkların toplamı New York nüfusunun çoğunluğunu oluşturur hale gelmiş! Bu yüzden de, okullarda çift dilde eğitim hayli yaygın. New York'un gayrı-resmi ikinci dili İspanyolca, üçüncüsü ise Çince olduğundan kentin kimi yerlerindeki reklam ve trafik işaretleri de iki hatta üç dilli!..


"Azınlıkların çoğunluğu" gerçeğiyle ilk kez bankamatikten para çekerken karşılaşıyoruz. Makineler İngilizce yanı sıra, İspanyolca ve Çince'den tutun da Yunan ve Kore dillerinde bile işlem yapıyor. Ehliyet sınavına beş dilde girilebileceğini öğrenince şaşkınlığımız biraz daha artıyor! Çinli göçmenlerin oturduğu Chinatown'ın da kırk blokluk dev bir mahalle olduğunu gördükten sonra tüm bu uygulamalara artık pek şaşmamak gerektiğini düşünmeye başlıyoruz.

FOTOGRAF: © Julius Schorzman/ Wikimedia Commons / CC-BY-SA-3.0


Özgürlük Anıtı bile göçmen! Rusya dışında en fazla Rus nerede yaşar sorusunun cevabı hiç kuşkusuz New York! Aynı durum, Jamaika ve Porto Rikolular için de geçerli. Atina dışındaki Yunan kentlerinin hiçbirinin nüfusu New York'taki Yunanlıların sayısına ulaşamıyor! Yahudiler için de benzeri bir durum söz konusu. 1880'den itibaren kırk yıl boyunca ABD'ye göç eden Doğu Avrupalı Yahudilerin sayısı iki milyonu aşmış. Bunların da yarım milyondan fazlası New York'a yerleşmiş. 47th Street Photo'ya girince insan bu gerçeği daha iyi anlıyor. Her türlü elektronik eşyanın satıldığı bu dükkânda çalışan onlarca görevlinin tamamı Yahudi!
Harita: New York'un beş temel bölgesi 1-Manhattan, 2- Brooklyn, 3- Queens, 4- The Bronx, 5-Staten Island
Aslına bakarsanız, sağ elinde meşale taşıyan otuz üç metrelik Özgürlük Anıtı'nın kendisi bile bir Fransız göçmen! Doksan tonluk bu bakır heykel, Fransız-Amerikan dostluğu anısına Fransa'da iki yüzü aşkın sandığa yerleşir ve 1885'te New York'un yolunu tutar!..

Gökdelenin tepesinde King Kong! Yüz iki katıyla bir zamanlar "dünyanın en yüksek binası" olan Empire State Building sıkı bir rekabet sonucu unvanını kaptırır. Gökdelenin 86. katında asansörün kapısı açılır açılmaz filmlerdeki dev goril King Kong'un biz boyda bir minyatürüyle burun buruna geliveriyoruz. Önümüzdeki turistin gorile dokunmasıyla feryadı basması bir oluyor. Çünkü maket sanılan mini King Kong canlıydı, daha doğrusu içinde biri vardı!.. Empire State'in tepesinde görülen, yüz iki katı nasıl çıktıkları ve orada ne aradıkları bir türlü anlaşılamayan karınca sürüsünü ise maalesef göremiyoruz! Bu dev binanın bir özelliği de tepeye yakın katların değişik bayramlarda farklı renklerle ışıklandırılması. New York'ta yaşayan milyonlarca İtalyan'ın kutladığı Columbus Günü'nde ışıklar İtalyan bayrağının renkleri olan kırmızı-beyaz-yeşile dönüşüyor. İşin daha da ilginci, sayıları yedi yüz bine yaklaşan Manhattan eşcinselleri, her yılın haziran ayında kutladıkları Gay Pride haftası boyunca Empire State'in ışıklarını uzun mücadeleler sonunda lavanta çiçeği rengine dönüştürmeyi başarmışlar! Rockefeller Center de Empire State kadar ilginç. Günlük nüfusu 240 bin kişiye ulaşan, içinde 35 restoran ve 9 yabancı konsolosluk barındıran gökdelendeki inanılmaz sayıdaki asansörün yılda kat ettiği mesafe dünyanın etrafını kırk kez dolaşmaya eşitmiş! Bu rakamlara mı yoksa insanların üşenmeyip yaptıkları hesaplara mı şaşırmalı karar veremiyoruz doğrusu! Bir ara yolumuz, kralların, başkanların kaldığı Waldorf-Astoria Oteli'ne düşüyor. Tuvaletlerinde bile papyonlu görevlilerin çalıştığı öyle şaşaalı bir atmosfer ki, "Biz farklı dünyaların insanlarıyız!" diyerek kendimizi dışarı dar atıyoruz. Finans dünyasının nabzının attığı Wall Street'ten geçerken bu caddeye neden "Duvar" adının verildiğini merak ediyoruz. Meğer, 1600'lerde burada gerçekten bir duvar, daha doğrusu kütüklerden oluşmuş bir barikat bulunurmuş. Kenti kurmuş olan Hollandalılar bu barikatı Kızılderili ve İngilizlerin saldırılarına karşı oluşturmuşlar. New York'un Hollandalılar tarafından kurulmuş olduğu gerçeği ise "Amsterdam", "Hollanda" gibi tünel ya da cadde isimleriyle bilene bilmeyene sık sık hatırlatılıyor. Kimi New Yorklular bir köprüyü gösterip "Bak şu çok eskidir!" diyorlar. "Ne kadar eski?" diye soruyorum. "En az yüz yıllık!" diyorlar gözleri parlayarak. Bu cevap karşısında, eskilik, yenilik kavramlarının ne derece göreli olduğunu düşünmeden edemiyorum!.. Broadway'siz bir New York hayal etmek ne kadar zor değil mi? Broadway sadece tiyatrolarıyla değil uyuşturucu ve seks sektörüyle de hayli nam salmış! İşin ilginci, yüzyılın başlarında her sezon sahneye konan yeni oyun sayısı yüzü aşarken son yıllarda bu rakam neredeyse üçte bire düşmüş!

Dört aylık park parasına bir araba! Bu koca kentte çok basit bir trafik sistemi var. Sokaklar hem numaralı, hem de tek yönlü. Trafik, çift numaralı sokaklarda doğuya, tek numaralı sokaklarda ise batıya doğru akıyor. Manhattan'ı boydan boya kesen caddelerde ise genellikle trafik ya kuzeye, ya da güneye doğru tek yönlü. New York'ta öyle inanılmaz bir araç seli var ki, başka da bir sistem bu yoğun trafiğin hakkından gelemezdi her halde!.. Bankamatikten para çekmeyi bile sevgili arabalarından inmeksizin gerçekleştirmeyi tercih eden insanların çokluğu karşısında şaşkına dönüyoruz. 47.Cadde, adım başı kuyumcuların bulunduğu, zenginliğin oluk oluk aktığı bir yer... Arabanızı bu gösterişli caddede bir park yerine bırakmak isterseniz aylık park ücreti tam 245 dolar! İşin ilginci, kullanılmış bir arabayı bin dolara bile satın alabilirsiniz bu ülkede! Dört aylık park parası karşılığı elden düşme de olsa bir araba!.. İlginç bir ülke doğrusu Amerika!.. Kimisi de hiç trafik, park gibi dertlerle uğraşmayıp kırk doları gözden çıkarıyor ve örneğin havalimanından kente helikopterle geliveriyor. Arabayı, helikopteri fazla mekanik bulanlar içinse, maskot niyetine olsa bile bir de fayton görüyoruz New York'ta... New Yorklu vatandaş, sayısız radyo istasyonu ve televizyon kanalı ile yüzlerce derginin bombardımanı altında. Sadece Manhattan'daki yayıncıların sayısı beş yüz küsur! Time, News Week, The New York Times ve The Wall Street Journal gibi medya imparatorluklarının merkezi olan bu kentte entelektüel düzey hayli yüksek; her on New Yorklu'dan biri üniversite mezunu!.. "New York aşkı" o boyutlara ulaşmış ki, kentin eski belediye başkanlarından biri, "Şikago'ya belediye başkanı olacağıma, New York'ta bir sokak fenerine direk olmayı tercih ederim!" diyebilmiş. Gerçekten de bu kentin insanı hayli ilginç bir kişiliğe sahip. New Yorklu için, New York dışında bir yaşamı hayal bile etmek hayli zor doğrusu! İnsanlar zamanla ve birbirleriyle sürekli bir yarış halinde gibi! Onları biraz da gergin yapan işte bu yarış ve başarma arzusu belki de...

Tüketim canavarı! Her yıl on bini aşkın yeni ürünün piyasaya sürüldüğü tüketim canavarı bir toplumla karşı karşıyayız! Bin dolarlık ayakkabılardan altmış bin dolarlık kürklere ve çok sayıda kapısı ile pek çok tekerleği bulunan limuzinlere kadar insan aklına gelen, gelmeyen her türlü lüks mevcut bu kentte! Bir yandan, Christie's adlı müzayedecide bir Van Gogh tablosu 82,5 milyon dolara rahatlıkla alıcı bulabilir, 5.Cadde'deki bir dükkânda satılan oyuncak ayıların çeşidi beş yüzü geçerken, öte yandan da New Yorklu evsiz barksızların sayısı yüz bine ulaşıyor! Dünyanın en büyük mağazalarından biri kabul edilen Macy's çıkışındaki şıkır şıkır insanların hemen yanı başında, "Açım, AIDS'liyim, param yok!" yazılı bir kartonun gerisinde saçı sakalına karışmış, yarı baygın birinin varlığı, yaşamın ayrılmaz parçasıymışçasına doğal bir görüntü oluşturabiliyor New York'ta...
FOTOGRAF: © Dschwen/ Wikimedia Commons / CC-BY-SA-3.0


Her gün yüzlerce soygun ve oto hırsızlığına sahne olan New York, kimilerine bakılırsa suçluluk oranında Amerikan kentleri arasında hayli gerilerde kalıyormuş. Ön sıralardaki kentlerin halini varın siz düşünün!.. Havalimanına bizi karşılamaya gelen arkadaşın, arabasındaki kalın beysbol sopasını gösterip "Burası New York!" demesi, telefon kataloglarının da, "siz beklerken silahınızı tamir ediveren" silahçıların ilanlarıyla dolu olması hiç de boşuna değilmiş demek ki!..

New York'un dehşet günü! 11 Eylül 2001... Sabah mesaisinin erken saatleri... Kent dehşet içinde sarsılır!.. 45 bin kişinin çalıştığı, ziyaretçilerle birlikte nüfusu 110 bini aşan Dünya Ticaret Merkezi'nin 110 katlı ikiz gökdelenlerinin bağrına kısa aralıklarla iki yolcu uçağı ok gibi saplanmıştır!.. Kamikaze uçakların bir diğer hedefi de başkent Washington'daki Savunma Bakanlığı Pentagon'dur. Kaçırılan yolcu uçağı, "Dünyanın en iyi korunan binası" olarak ünlenen, 24 bin kişinin çalıştığı Pentagon'un, Kara Kuvvetleri'nin bulunduğu kanadına çakılır!... Dünya düzeninin ekonomik simgesi ile askeri merkezinin hedef alındığı hiç bir kuşkuya yer vermeyecek kadar açıktır!..



Japon uçaklarının 250 Amerikan gemisini batırdığı 1941 Pearl Harbor baskınını anımsatan, ancak bu kez Amerikan hedeflerinin Amerikan uçaklarıyla vurulduğu intihar saldırıları, geride alevler ve yıkıntılar arasında binlerce kurban bırakırken dünya elektronik posta trafiği, Nostradamus'un asırlar öncesine uzanan kehaneti ve Manhattan'ın kıyamet gününün dehşet görüntüleriyle doludur!.. Tüm insanlığı derinden etkileyecek yeni bir dönem başlamaktadır. Ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır...











 Yazılan Yorumlar...
NEŞE
(10 Haziran 2011)

"Büyük Elma" hakkında bilmediğimiz ne çok şey öğrendik sayenizde..Bu kadar çok değişik ırktan insan ortak çıkarlar altında nasıl birleşmişler ? Darısı başımıza ! Çok teşekkürler,zevkle okudum..

hakangeziyor
(09 Haziran 2011)

Hocam, yine her zamanki gibi keyifle okunan bir yazı. Kaleminize sağlık...

 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.