Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: Türkiye ::::: İzmir ::::: EFES - İyonya’nın Başkenti        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
Türkiye İzmir 22 Temmuz 2011 01 Ocak 2011
01 Ocak 2011
11553 3 Torun Çelebiler 

 EFES - İyonya’nın Başkenti
 (Genel)

Yakından bakıldığında, kıyıdan uzak gibi duran, ama aslında döneminde bir liman kenti olan ve eski Roma'nın tozunu yutturacak kadar canlılığını yitirmemiş, hâlâ ayakta, dimdik bir kenttir Efes. Pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olmasına karşın, bugün de görevinin başında olan kent, güzel İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunur. Ve karşınızda tarihin en önemli şaheserlerinden biri; "Efes Antik Kenti"
FOTOGRAF: Radomil / Wikimedia Commons / CC-BY-SA 3.0
Bu meşhur kent; Helen dönemi, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti'ni yaşatan, ağırlayan ve tarihe izler bırakan bir kenttir. Efes tarih şeridine baktığımızda milattan önce birinci binin ilk çeyreğinden bugüne kadar hâlâ Efes Antik Kenti çevresinde yerleşimler görülmekteymiş. Dışarıdan bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti'nin ev sahipliği yaptığı fark edilir ama Efes'in bizi misafir olarak ağırladığı şüphesiz bilinmektedir.

İyonya bölgesinin Bülbüldağı ve Panayır dağı arasına yerleşmiş olan Efes Antik Kenti, coğrafi konumu açısından hem tarımda, hem de hayvancılıkta zirvede kalması ve deniz kenarında bir liman kenti olmasından dolayı başkent seçilmiştir; çünkü tüm bu etkenler halkın çalışmasını tetiklemiş ve zengin bir kent haline gelmesine neden olmuştur.
FOTOGRAF: Traroth / Wikimedia Commons / CC-BY-SA 3.0
Bir zamanlar bu kentte "zenginler ve köleler" diye sınıf ayrımı yapıldığını da göz ardı edemeyiz. Köleler çalışır, zenginler hayatlarının tadını çıkarırlarmış. Ancak, aslında zengin kesimin inancına göre, zenginler kölelerin geçimini sağlayarak hayatlarını kurtarmaktadır, ne de olsa köleler doğuştan köledir. Tüm köleler erkenden kalkıp tarlalara koşarlar, bir yandan da bebeğinin karnını doyurup ahıra süt sağmaya giderler. Kölelerin arılardan daha çalışkan ve daha hızlı olmak zorunda olduğu malum. Aksi halde ölüm bile gelebilirmiş başlarına.

Köleler tarlalarda harıl harıl çalışırlarken zengin kesim, günün sıcağından perişan olmamak için yayladaki evlerine çekilirlermiş. Akşama bir davete katılacak olanlar ise herkesin önüne tertemiz çıkmak için hamama giderler ve keselenirken günlerini gün edip müzik yaparlarmış. Birbirlerinin güzelliğini kıskananlar için -eski anlamıyla-"yavuz" olmanın tam zamanı. Neden mi? Çünkü zemine, o meşhur kaygan mermerler dizilmiştir.
FOTOGRAF: Radomil / Wikimedia Commons / CC-BY-SA 3.0
Akşam olduğunda zengin halkın eşref saatlerini geçirdikleri yerin adresi, o muhteşem akustiği ile bir sağıra bile kendini duyuran Efes Antik Tiyatrosu. Zamanın en güzel oyunlarının sergilendiği tiyatro sahnesi, her akşam büyülü seslere ev sahipliği yapmış, türlü hayat oyunlarının doğum yeri olmuş. O zamanki oyuncuların bir başka gizemi varmış gibi gelir bana hep, gerçi her mesleğin bir sırrı olsa gerektir. Ne var ki ben dayanamadım ve günümüz tiyatrocularından bazılarına sordum.

- Sizin mesleğinizin sırrı nedir? - Kimseye söyleme, sahnedeki en büyük yardımcım tiyatronun o muhteşem ses dağılımıdır.

İşte! Tüm sırlarını öğrenmiştim tiyatrocuların! Tiyatronun o inanılmaz ses dağılımını asıl planlayanlar, Helen Dönemi'ndeki mimarlar ve hayata geçiren işçilermiş aslında. Devasa bir tiyatroyu inşa etmek ne kadar zamanlarını almıştır kim bilir? Bunu bilmiyorum, ama yüzyıllara meydan okumuş bir yapıt ortaya çıkardıkları kesin. Biz de onlara olan borcumuzu, bu antik tiyatroyu koruyarak ödemeye çalışıyoruz.
FOTOGRAF: Public Domain / Wikimedia Commons
Günümü, tarihin tozunu yutmuş "Dünyanın ikinci büyük antik kütüphanesi" olan Efes Celcus Kütüphanesi'nde değerlendirdim ve dönemin sosyal, kültürel ve ekonomik durumu hakkında yazılmış bilgileri okumaya başladım. Bu kitaplığa herkesin gelip bilgilerini tazelemesini tavsiye ederim. İnsan hem beynini, hem de ruhunu tazeleştirmiş ve gençleştirmiş olur böylece. Buraya gelmeyi bir iş olarak değil, bir hayat molası gibi görün. Ne de olsa, en büyük kültürel mirası ancak kitapları sindire sindire okuyarak keşfedebiliriz, tıpkı arkeologlar gibi...

Annem, babam ve kardeşim, beni kütüphanede bilgi okyanusunda yüzerken buldular. O kadar çok yüzmüşüm ki bilgilerden sırılsıklam olmuşum. Keşke hep böyle kalabilsem! Ama mümkün değil! Efes mermer caddede yürürken aniden yağmurun başlaması ile hepimiz sudan çıkmış balığa döndük. Daha fazla ıslanmamak için yolumuzun üzerinde bulunan Hadrianus Mabedi'ne bir çıta hızıyla girdik. Neyse ki fazla ıslanmadık; ben de bilgileri uçmaktan kurtardığım için çok mutluyum! Okuduklarımdan edindiklerimi anlatabilmeyi çok isterdim ama, şu anda göz kamaştıran ışıklarla dolu ve tavanı, tabanı her yeri geleneksel motiflerle süslenmiş Hadrianus Tapınağı içindeyiz. Size burada ne kadar sessiz olmamız gerektiğini hatırlatmak isterdim ama günümüzde burası bir sit alanı.
FOTOGRAF: Radomil / Wikimedia Commons / CC-BY-SA 3.0
Yağmur bitince kentin ve doğanın bütünleşmesini izlemek kaçırılmayacak bir fırsat olsa gerek. Biz de ailecek bu fırsatı değerlendirmek için yolumuzun üstündeki sütun başlıklarına sırtımızı yaslayıp şöyle bir "Oh!" çekerek ayağımıza gelen fırsatı değerlendirdik. Dinlenirken yaslandığımız sütun başlıklarını anneme sordum ve benim şu an incelediğim başlığın "İon", sağında bulunanın ise "Korint" başlığı olduğunu söyledi. Anneme bu soruyu sormam iyi olmuş; çünkü kendisi arkeologdur, aynı zamanda benim meleğimdir. Sütunların şimdi bulunduğu yer Selçuk/Efes Müzesi'dir. Efes Antik Kenti'nde yapılan kazılarda bulunan tarihi kalıntıları bu müzeye koymuşlar bize de buraya gelip tarihi kapıdan girmek kalmış. Böylece o gün, hem tarihi yansıtan heykel ve benzeri kalıntılara bakıp, hem de annemin o muhteşem Türkçe'si ile anlattıklarıyla tarihi tekrar yaşamış olduk.
FOTOGRAF: Torun Çelebiler Seyahatnamesi / 2011
Müzede şöyle bir gezinirken sergilenen, hem duruşu hem de görünüşüyle herkese ününü belli eden Efes/Artemis adlı heykeli gördüm. Heykel öyle ilgi çekiciydi ki! Efes/Artemis heykelinin neden bereketi temsil ettiğini anneme sordum; o da bana heykele bakmamı söyledi. Heykeli incelemeye başladım. Bu heykelin aslında bir kadın ve bereket tanrıçası Artemis olduğunu öğrendim. Artemis'in her yönden bereket tanrıçası olduğunu anladım; çünkü heykelin üstünde tarımı temsil eden ürünler vardı; tüm fiziksel özelliklerinin bozulmamış olması, hattâ sanki zaman geçtikçe daha da güzelleşmesi, onu daha iyi anlamamı sağladı.
FOTOGRAF: Erdall / Wikimedia Commons / CC-BY-SA 1.2
Şimdi ise Şirince'nin tarihi sokaklarından birisinde yer alan ve "Doktorun Evi" diye bilinen merdivenlere sahip evin köşesindeyiz; karşısında ise doktorun hastanesi. Kimisi hastaneye, kimisi evine gider. Kimisi daha fazla bilgi öğrenmek için dünyanın ikinci büyük antik kütüphanesine gider (Birinci büyük kütüphane Mısır-İskenderiye'dedir); kimisi biraz soluklanmak için -tıpkı kardeşim ve ben gibi- Hadrianus Tapınağı'na girip içeri oturur. Kimisi İon ve Korint sütun başlıklarına bakmak ister ya da onun yerine benim yaptığım gibi Efes kent planı üzerinden Antik Tiyatro'nun nerede olduğuna bakıp konser vermeye gider!

Eğer Ege'nin incisi İzmir'e gidecek olursanız, sakın Efes Antik Kenti'ne uğramayı ihmal etmeyin. Hele antik kalıntılara bakmak için Selçuk/Efes Müzesi'ne, ardından Şirince köyüne gidip şöyle bir doktora görünmeyi ve huzura kavuşmak için İsa Bey Camisi ardından Meryem Ana Kilisesi'ne uğramayı hiç unutmayın. Geçmişten günümüze kendi yaşamlarını bıraktıkları için teşekkür ederiz. Ben de hem onlara, hem de bana sürekli çok hoş bilgiler veren arkeolog annemle her yeri gezdiren babama teşekkür ederim.

Uzun lafın kısası en iyisidir, ama tarih için, uzun laf iyi olsa gerektir!
BEGÜM ESER - 16 Temmuz 1996'da doğdum. Her yaz İzmir şehri Selçuk ilçesine bağlı Yoncaköy Sitesine gidiyorum. Yaz tatilinde fırsat buldukça Efes Antik Kentine giderim. Annemin arkeolog oluşu nedeniyle dolu dolu bir yazı yazmaya çalıştım. Şimdiden iyi okumalar.


Not: Bu yazı, Evliya Çelebi'nin doğumunun 400. yılı anısına hazırlanan ve tüm geliri UNICEF Türkiye Komitesi'ne bağışlanan "Torun Çelebiler Seyahatnamesi, 2011" adlı kitaptan editörlerin özel izni alınarak yayımlanmıştır.








 Yazılan Yorumlar...
hakangeziyor
(26 Temmuz 2011)

Sevgili Begüm, her yıl bir aç kez önünden geçtiğim ancak bir dostum geldiğinde bir kaç yıl da bir gezdiğim Efes Antik Kenti hakkında verdiğin bilgiler ve güzel yazın için teşekkürler...
Şirinceyi ise çok yerin dışında tutmuşumdur her zaman. Bana bu kadar huzur veren çok az yer vardır...
Kalemine sağlık...

Engin D
(25 Temmuz 2011)

Artemis, mitolojide vahşi doğa, avcılık ve ay tanrıçasıdır. Zeus ile Leto’nun kızı, Apollon’un ikiz kız kardeşidir ve en büyük Yunan tanrıçalarından biridir.
Artemis, güzel, endamlı, ciddi yüzlü, tanrısal bir bakiredir. Saf ışık tanrıçası olarak afifliği sembolize eder, kültünün kanunu olarak afifliğe, -erkek, kadın- duacıları riayet zorundaydı. Sonraları Artemis adına türlü kültlere sapılmıştır. Bunlardan biri, Efes’de Artemis’e, bütün tabiatı dölleştiren ve göğsü sayısız memelerle örtülü bir tanrıça gibi düşünülerek tapınılmasından doğan külttür.
Yazın için teşekkürler Begüm eline sağlık

NEŞE
(22 Temmuz 2011)

Begüm,çok güzel yazmışsın,hem Efes ,hem de Şirince yi bana yeniden hatırlattın ve okurken gerçekten zevk aldım..Efes de bulunan Artemis heykeli ni çok iyi korumalıyız,onun dünyada bir eşi yok !

 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.