Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: Yunanistan ::::: Kos ::::: Kos Adası: Günübirlik Kısa Bir Keyif...        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
Yunanistan Kos 19 Eylül 2010 04 Ağustos 2010
04 Ağustos 2010
53243 7 reyhan 

 Kos Adası: Günübirlik Kısa Bir Keyif...
 (Genel)

Bodrum Turgutreis'deyiz. Kız kardeşim Nihal, eşi ve kızı burada yaşıyorlar. Biz de hep beraber hem onları görelim hem tatil yapalım dedik. Tatilimizin ikinci haftası sabahı gazetede yunan adaları için yeşil pasaport sahiplerine vizenin kaldırıldığı haberini okuyunca Kos'a gitmeye karar verdik. Nihal'lerin evinden her gün seyrettiğimiz adaya gitmenin keyifli olacağını düşündük. Tabii pasaportları her ihtimale karşı yanımıza almak da çok iyi bir fikirdi doğrusu.

Yunan adalarına gitmek için Bodrum merkez ve hemen her beldeden bilet alabileceğiniz satış noktaları mevcut. Yalnız feribot sadece Bodrum merkez ve Turgutreis'den kalkıyor. Üstelik Nihal'lerin evi Turgutreis Marina'nın hemen üstünde ve Marina'ya 5 dakika uzaklıkta. Bilet satış yeri gece geç saatlere kadar açık. Bodrum Feribot İşletmeciliği şirketi Turgutreis çarşısının içinde. Bizde akşam Turgutreis'de gezerken biletlerimizi almaya karar verdik. Bodrum'dan her gün, Turgutreis'den Salı ve Perşembe günleri hariç her gün Kos'a feribot kalkıyor. Bodrum'dan 09.30'da hareket eden feribot Turgutreis'den 10.00'da hareket ediyor ve 16.30'da geri dönüyor. Fiyatlandırmada garip bir durum var. Bileti gidiş dönüş alırsanız kişi başı 28 €. Eğer bir gece kalmaya karar verirseniz dönüş için ayrıca bir 28 € ödemek zorundasınız. Tek firma bu işi yaptığı için tekel oluşmuş, tek yön kavramı yok. Sanki adadan başka bir yere gitmek mümkünmüş gibi. 0-12 yaş çocuklar içinse fiyat 15.50 €.
  
Sabah 9.15'de Marina'da hazırız. Büyük bir kalabalık var. Turistlerin yanı sıra bizim gibi gidenler de çok. Pasaport kuyruğu, yurtdışı çıkış harcı derken feribotun kalkması 10.30 oldu. Zaten 10.00 demelerine rağmen genelde böyle hareket ediliyormuş. Tabii bunu daha sonra bizi götüren Fahri Kaptan III isimli feribottaki görevliden öğrendik. Tam yarım saat sonra Kos'taydık. Adaya yaklaşırken ilk göze çarpan şey kale manzarası. Limana yanaştığımızda bizimle birlikte üç feribot olduğumuzu gördük. Ve bundan sonra ağustos sıcağında çile başladı. Pasaport kontrolünü Avrupa pasaport ve diğer pasaport olmak üzere ikiye ayırmışlar. Avrupa pasaport bölümünde iki polis görevli iken diğer dedikleri yani bizim bölümde bir görevli vardı. Bu kadar mı yavaş çalışılır hala anlamış değilim. Pasaport kuyruğundan çıktığımızda 11.30 olmuştu bile. Bu arada Bodrum'un beyaz evleri Kos'dan rahatlıkla seçilebiliyor.
  
12 adaların en büyüklerinden olan Kos adasının bizdeki bilinen adı İstanköy. Bodrum yarımadasından sadece 8 deniz mili uzakta olan adanın (zaten bize en yakın Yunan adasıymış) nüfusu yaklaşık 32.000 ama her yıl ortalama 1 milyon turist geliyormuş. Özellikle İngiliz ve Hollandalı ağırlığı var. Adada bir de havaalanı mevcut. Easyjet, Condor, Air Berlin, Germanwings gibi düşük maliyetli havayollarının Kos'a seferleri varmış. Zaten yılda bir milyon turist başka nasıl gelecek ki...

Limanda çıkar çıkmaz ister sağa ister sola dönün karşınıza kale çıkacak. Rodos Şövalyeleri'nin Osmanlı saldırılarından korunmak için kullandığı ama Kanuni'nin ordularına yenik düşen kale önemli tarihi yapılardan biri. Kalenin kapı tarafına geldiğinizde sıcağında etkisiyle kat be kat keskinleşen koku fotoğraf çekmenize bile engel oluyor neredeyse. Ne kokusu mu? En kibar haliyle idrar diyelim.
  
Kos kalesi tıpkı Bodrum kalesi gibi limanda ancak çok daha küçük ve bakımsız. Kos'ta nereyi gezerseniz gezin aslında Yunan ve Türk halkının inanılmaz birbirine benzediğini düşünüyorsunuz. Kos'da dahil olmak üzere on iki ada 1912 yılına kadar bizim iken 1912'de önce İtalyanlara, ardından ikinci dünya savaşının bitimi ile 1948'de savaşı kaybeden İtalyanların savaş tazminatları karşılığı olarak Yunanlılara bırakılmış. Bu yüzden adanın her köşesinde Osmanlı ve İtalyan izlerine rastlamak mümkün. Kale'nin içi hediyelik eşya satanlarla dolu. Kos özellikle Hollandalı, İskandinav ve İngiliz turistlerin bol olduğu bir ada. Kalenin bir yanında plajlar uzanırken, arkasında da tarihi eserler bulunuyor. Loziya camii ve Defterdar camilerine sadece dışarıdan bakabiliyorsunuz. Oysa bu kadar turistik bir yerde iki tarihi cami ve bir kilise var ve siz onlara da dışarıdan bakıyorsunuz.

Camilerin alt kısmında ve bahçesinde küçük hediyelik eşya dükkânları var. Bu da ne... Her yer nazar boncuğu. İrili ufaklı nazar boncukları hemen her tatil yöresinde turistlerin ilgi gösterdiği pullu dansöz kıyafetleri. Ama bunlar Türk geleneği... Yoğurdu al, cacığı al, Türk kahvesini al, patlıcan musakkayı al şimdi de bunları. Sinir olmadım dersen yalan olur. Bu liste daha çok uzayacak belli ki... Bunun yanında pek çok yerde sokak ressamları sanatlarını icra ediyorlar. Kara kalem ya da boyalarla yapılmış oldukça keyifli fotoğraflar görmek mümkün.
  
Bu arada unutmadan söyleyeyim. Burada cep telefonunuzun şebekesini değiştirmeden Türkiye üzerinden konuşabiliyorsunuz. Kos deyince akla gelen ilk isim kuşkusuz tüm doktorların ve tıp tarihinin babası kabul edilen Hipokrat. Çünkü tıp biliminin kurucusu Hipokrat bu adada 2400 yıl önce doğup büyümüş. Ağacın da onun tarafından dikildiği rivayet edilen meşhur Hipokrat ağacı ise şadırvanın hemen yanında. Dünyanın ilk hastanesini de burada kurmuş. Bu hastanenin bir benzeri da İzmir Bergama'da kurulmuş. Adaya, özellikle turizm açısından en büyük katkıyı Hipokrat sağlıyor dersek yanlış olmaz. Adanın hemen her köşesinde Hipokrat'a dair bir şey bulabilir, görebilir ya da onun hediye heykellerini, biblolarını, kitapçıklarını satın alabilirsiniz. Bugün bile dünyanın dört bir yanından doktorlar, adada onun kurduğu antik hastaneye gelip Hipokrat yeminlerini tekrarlıyorlarmış. Hipokrat'ın asırlar önce söğüt yaprağından elde ettiği 'salisin' maddesi ile yapılan ilaçlar, hala migrenden romatizmaya kadar birçok hastalığa iyileştirici oluyor.
  
Kos kasabasının yaklaşık 4km uzağındaki Asklepieion denen bölgede bulunan antik hastane ve kalıntılara kalenin hemen yan tarafında bulunan sahilden kalkan mavi trenlerle gitmek mümkün. Bizde öyle yaptık. Her yarım saatte bir kalkıyor. Gidiş dönüş kişi başı 5 €. Kos'da biletle gireceğiniz tek yer burası. Giriş ücreti 5 €. Burada tanrının adına inşa edilmiş bir tapınak, tıp okulu ve Apollon Sunağı kalıntıları var. Mekân çok büyüktü. Ben burayı gezerken Hayati ve çocuklar sıcağın da etkisiyle hemen bilet alma yerinin yanında bulunan kafeye oturdular. Gezimi tamamladığımda bizimkilerin portakal suları bitmek üzereydi. Üç portakal suyu için 15 € ödeyip tekrar trenimize bindik. Yerleşim yerlerine 15 dakika uzaklıkta olan Asklepieion'dan dönerken yeşillikler arasından geçtik. Yol üzerinde Türk Mahallesi (platani) var. Adada yaklaşık 3000 civarında Türk yaşıyormuş. Günübirlik bir seyahat için zaman dar ve biz burayı gezersek Kos'taki diğer tarihi yerlere fırsat kalmayacak düşüncesi ile buraya uğramadık. Yolda geçerken iki Osmanlı Mezarlığı gördük. Etrafı duvarlarla çevrili ve çok bakımsızdı. Sarıklı mezar taşları üst üste duruyordu. Tabii bunda 1933'de adanın büyük deprem görmüş olmasının katkısı varmıydı bilemiyorum. Zaten 1800 yıllık Casa Romana ve adadaki diğer kalıntılar bu depremden sonra ortaya çıkmış. Sahilde aynı noktada trenden indiğimizde saat 13.30'du.
  
Şarapları, zeytinyağı ve baharatları ile zenginlikleri zengin olan Kos bir dönem Büyük İskender'in zamanında, elde edilen ganimetleri muhafaza edildiği bir depo olarak da kullanılmış.

Meydanlara açılan caddelerdeki alışveriş ağırlıklı olarak, kıyafet ve hediyelik eşya satılıyor. Elefterias Meydanı'na bakan kilisenin arkasında otlar ve baharatların satıldığı, yerel ürünler pazarı var, nispeten daha enteresan. Ama belirtmeliyim hiç de ucuz değil; üstelik ülkemizde çok daha güzelleri var. Bir de unutmadan Türkçe konuşurken çok dikkatli olun burada hemen herkes Türkçe biliyor.

Biraz yürüdükten sonra çocukların yorulmasıyla kendimizi bir kafede bulduk. Burası yunuslar meydanı diye geçiyor. Kafenin hemen yanındaki markete girdim enteresan bir şeyler var mı diye. İçkilerin Türkiye'ye göre çok değil ama birkaç euro ucuz olduğu söylenebilir. Ben de buraya gelmişken meşhur uzodan almamak olmaz dedim ve 10 € ödeyerek çok şık bir şişede bir uzo aldım. Birde 16 €'ya Baileys aldım.
  
Saat 16.30'da feribota bindiğimizde aslında Kos adasının daha fazla zamanı hak ettiğini düşünüyordum. Sınırlı vakit nedeniyle o kadar az şey yapabilmiştik ki... Oysa adaların gece hayatının renkli ve uzun olduğunu, plajlarının dillere destan olduğunu hep okumuştum. Demek ki "adalara günübirlik gitmek doğru değil" diyenler haklıymış. İnşallah bir daha ki sefere konaklamalı gelmek nasip olur...

İyi seyahatler...








 Yazılan Yorumlar...
Gülden
(06 Eylül 2012)

Kisa bir süre önce bizde Bodrumdaydik.Ve gitmeyi çok istedik adaya..Herkezin dilinde olan naif ve sirin bu ada bencede muhakkak görülmesi gereken biryer.bize bu sene kısmet olmadı ama gezi notlarımızın arasında ..Ve sizin yazınız bize rehber olacaktır ..kaleminize saglık ..

Gülden
(06 Eylül 2012)

Kisa bir süre önce bizde Bodrumdaydik.Ve gitmeyi çok istedik adaya..Herkezin dilinde olan naif ve sirin bu ada bencede muhakkak görülmesi gereken biryer.bize bu sene kısmet olmadı ama gezi notlarımızın arasında ..Ve sizin yazınız bize rehber olacaktır ..kaleminize saglık ..

NEŞE
(05 Eylül 2012)

Turgay bey,ben bu adayı çok sevdim ve ikinci kez ben de sizin gibi mayıs sonunda bir kezdaha gittim. Feribot fiyatları daha uygun hale gelmiş,5 gece kaldık,araba kiraladık,girmediğimiz delik kalmadı .Bu konuda sitemize bir yazı da yazdım....Fiyatlar çok ucuz,hatta inanılmaz ucuz...çok memnun kaldık..Bodrum a sıkı bir natif olabilir artık bu ada...

turgay karalı
(05 Eylül 2012)

Merhaba yazınızı okudum. Çok güzel .Ada da çok güzel bir iki gece kalmayı hakediyor. Aılemle günü birlik gittik .Verilen ada kitapcığına göre hızlı hızlı dolaştırdım .Canları çıktı ama zaman dar yetmiyor. Sahılde kiminle konuşşanız türkçe cevap veriyorlar. bir balıkçı ile tatlı sohbetimiz oldu . sık knlılar. yemek gerçekten Türkiyeden ucuz. ben şaşırdım.Ben 2012 mayısında gittim .Çok temiz bakımlı bir ada. Rahatsız eden satıcı yok.Ö zellikle ağaçlar için gösterilen özen beni şaşrttı.Ders almamız gereken çok şey var. Huzurlu bir yer .Sırada komşu adalar var. herkese tavsiye ederim sevgiler

drkln
(12  Aralık 2010)

nasıl bir adaymıs yaa tusa bile konu oldu mutlaka gitmek istiyorum

NEŞE
(13 Ekim 2010)

Son derece haklısınız,günübirlik hiç tadı çıkmıyor,ben bir gece kalmama rağmen sadece merkezi görebildim ve yukardaki kutsal alana çıkabildim.Akşam yemeği için 6 kişi 98 € ödedik,içkisi,kahvesi,tatlısı dahil,bu fiyat bizim memleketin tam yarısı...Ders almamız gereken çok nokta var...

hakangeziyor
(19 Eylül 2010)

Reyhancığım, kalemine sağlık. Senin de dediğin gibi Bu Yunan adalarında, hatta tüm küçük adalarda mutlaka bir gün geçirilmesi gerekiyor galiba. Aksi takdirde şöyle bir geçip gidiyorsun ve aklın kalıyor. Oysa buraların en öne çıkan özelliği gece hayatı ve plajları...

Aramıza hoşgeldin...Diğer yazılarını da bekliyoruz...

 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.