Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: Rusya Federasyonu ::::: Petersburg ::::: Sanatın Kucağı: Hermitage Müzesi...        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
Rusya Federasyonu Petersburg 17  Aralık 2013 20 Ekim 2013
24 Ekim 2013
16668 1 Şükran Şahin 

 Sanatın Kucağı: Hermitage Müzesi...
 (Kültür/Sanat)

St. Petersburg gezimi sizlerle paylaştım ama 40 yıla yakın bir zamandır görsel sanatlarla ilgilenince St. Petersburg Hermitage bölümünü ayrı bir gezi yazısı olarak yazmalıydım. Bende öyle yaptım. Petersburg yazımdan ayırdım bu bölümü ilgilenenler için. Petersburg'a gidipte bu müzeyi görmeden geri dönülmez. Gittiğim şehirlere bir renk yakıştırırım, o renkle anımsarım şehirleri bazen. Hermitage Müzesinden dolayı, Petersburg'a tüm renklerin en güzel tonlarını yakıştırdım. Gördüğüm müzelerden (sayısını unuttuğum), etkilendiklerimin başını çeken Louvre, MOMA, Metropolitan müzelerinden sonraki görmek istediğim müzeydi, Hermigate Müzesi.

Rusya'nın en büyük, dünyanın sayılı müzelerinden. Barok mimarisinin başyapıtları arasında gösterilen heybetli mimari yapılar gurubuyla, seçkin koleksiyonlarıyla, ülkenin doğuşu, gelişmesi, çökmesi ile ilgili zengin tarihsel geçmişiyle ilgi çekici! Düşman kuşatmaları olduğunda koleksiyonun büyük bir kısmının iki tren ile Urallara götürülüp saklanması ve korunması, onca kayıp eserlere karşın yeni koleksiyonlar eklenmesi, iç süslemelerinin zenginliği, 6 çara ev sahipliği yapmasıyla meraka değer!

  
Solda tanrıça, tanrılar ve tavan süslemeleri ve sağda da Kışlık Saray Tören Merdiveni (1754-1762)...

  
Kışlık Saray-Malakit Kabul Salonu ve Antik Sanat Tarihi Galerisi...

Hermitage Müzesi'nin öyküsü 1764'te başlıyor. Rus Çariçesi Büyük Katerina, Berlin'de bir müzayededen 200 tabloyu birden satın alınca aşka geliyor ve koleksiyonculuk hevesi de böylece başlamış oluyor. Kışlık sarayının yanına bir başka saray daha yaptırıyor ve aldığı bütün sanat yapıtlarını buraya yerleştiriyor. Kendisinden sonra gelen Romanov'lar da koleksiyonu zenginleştiriyor ve  Hermitage Müzesi büyüdükçe büyüyor ve 1917 yılından sonra da Devlet Hermitage Müzesi olarak anılıyor. Ruslar Ermitaj diyor. Rus İmparatorlarının yaratıcı yönünün hakkını vermek gerek! Üç milyonun üzerinde esere sahip bu müze beş binadan oluşuyor, Barok tarzdaki Kışlık Saray'ın cephesi iki kilometre uzunluğunda. Guiness'e göre, dünyanın en büyük resim galerisi. Çariçe Katerina'nın 1764-74 arasında Batı Avrupa'nın en iyi koleksiyonlarını satın almasıyla ilk temelleri atılmış. 1057 adet oda ve salonda gezmek için yaklaşık 25 kilometre yürümeniz lazım. Dediklerine göre her esere bir dakika ayırırsanız turunuz, 10 yıl sürermiş. Rus rehberimiz bizim rehbere müze hakkında bilgi veriyor, rehberimiz de Rusçadan Türkçeye çevirerek bize anlatıyor. Rehberli müze turu için sıra beklemedik, rehberimiz biletleri bir gün öncesinden aldığı için. Ancak rehberli müze gezisine gerek yokmuş. Bir şey kaçırmamak için bu yolu seçmiştik. Kendinizde rahatlıkla hem de daha ekonomik gezebilirsiniz. Zaten Türkçe hazırlanmış Hermitage Müzesi planı var. Üzerindeki görsel planda; Kışlık Saray-Küçük Hermitage-Eski Hermitage-Yeni Hermitage planları anlaşılır biçimde yer almış. Katlardaki salonların açıklayıcı görsel planları da yer almakta. Ya da yaklaşık 15 TL'ye satın alabileceğiniz Türkçe yazılı Hermitage Müze kitabını bulabiliyorsunuz. Tüm müzeler gibi Pazartesi günü kapalı. 10.30 da açılış, 18.00 de kapanıyor. Giriş ücreti 15 dolar. Uzun kuyruklarda beklemek istemiyorsanız 6 ay geçerlilik süresi olan internetten bilet alabiliyorsunuz. 

  
Solda Altın Kuş, mekanik saat,18.yy.Makine mühendisi James Cox ve sağda da Atlaslar. Mitolojik Kahraman Sütun heykelleri...

  
"de dans" - henri matisse; sağda ise Henri Edmond Cross (fondaki Angeli Bazilikası) 1909

İlkbahar tanrıçasıyla gezimiz başlıyor. Tavanlarda Olimpos tanrıları bize eşlik ediyor. Merdivenler Ürdün usulüyle düz yol gibi yapılmış. Fotoğraf flaşsız çekebiliyoruz. Dansing Home gibi bazı özel salonlarda fotoğraf çekme izni yok! Birinci katta;
Eski Mısır Kültürü ve Sanatı Salonu,
Doğu Kültürü ve Sanatı Salonları,
Antik Dünya Kültürü Salonu ve Salonları,
İsa'dan önce 5.-4.yüzyıllara ait Pazırık Höyüklerinden Parçalar,
İlkel Kültür ve Sanatlar Salonları,
Mücevherat Galerisi bulunuyor.

2.katta;
Kışlık Saraydaki Tören Salonları ve Oturulur Odalar,
15.- 18.yüzyıllar Fransız Sanatı Salonları,
15.-18. Yüzyıllar Alman Sanatı Salonları,
16.-18. Yüzyıllar İngiliz Sanatı Salonları,
Rus Kültürü Sanatı ve Salonları,
Hollanda, İtalyan, İspanyol, Flaman Sanatı Salonları bulunuyor.

3.katta ise;
19 ve 20 yüzyıllar Fransız Sanatı Salonları,
Alman ve diğer Avrupa Ülkeleri Sanatı Salonları,
20.yy İtalyan Sanatı Salonları,
Çin, Hindistan, Endonezya, İran, Suriye, Bizans Sanatı Salonları bulunuyor.

 
  
Solda 19. yüzyıl birinci yarısındaki Avrupa dekoratif heykelleri ve sağda da küçük İtalyan Gök Işığı Holü...

  
Solda Medusa Mozaği...
Benim gibi 37 yıldır sanat eğitimciliği yapan birisi için cennet! Rönesans dönemine ait eserler, Leonardo da Vinci'nin Litta Madonna'sı, Rembrandt, Rubensin portreleri, Caravaggio'nun Lavtacı'sı, Monet'nin Bahçesi, Cezanne'ın natürmortları, Velazguez, El Greko, Van Dyck, Bruegel,  Van Gogh, Gauguin, Pisarro, Renoir, Monet, Marguet, Dufy, Kandisky, Signac, Leger, Matisse, Picasso ve Topkapı Sarayı Müzesinde eserleri olan, padişah portrelerini yapan deniz ve gemi resimleriyle bilinen  Ayvazovskinin (İvan Konstantinoviç) resimleri! Mikelanjın, Rodinin heykelleri, antik vazolar, höyüklerden bulunan eşsiz süs eşyaları, mücevheratlar... Zamanımın kısıtlılığı nedeniyle, yarım günde bitirmem gerekiyor. Metropolitan Müzesine doyamadığım için ertesi günde gitmiştim. Ancak burada bu şansım yoktu. Bu yüzden en güzel eserlere bile göz ucuyla bakarak gezebildim. Umarım bu müzeye tekrar gelebilirim!

  
Solda Michelangelo-Kıvranan Oğlan-1530-mermer; sağda ise Dokuma Halı Tablosu

Osmanlı'dan da çok sayıda eser var. Saray Meydanı'ndaki 700 ton ağırlığındaki, 47,5 metrelik sütun, dünyanın en büyük tek taş sütunu. Saat 12.00 de büyük bir top patlama sesi duyduk. 100 yıldır öğle zamanını haber vermek için bu top patlıyormuş. Ortaçağa ait şövalye heykelleri ve zırhlı askerler, som altından yapılmış, kurulunca çanlar çalan ve figürlerin canlandığı, hareket ettiği, bugün bile teknik düşünce mucizesi olarak kabul edilen, Katerina'nın sevgilisine hediye olarak yaptırdığı  'Pavlin' (Tavus Kuşu) mekanik  saat,  bina dışındaki dünyayı omuzlarında taşıyan mitolojik kahraman sütun heykelleri eşsiz döşemeler, İtalyan sanatçıya ait Medusa mozaiği, tavanlar, duvarlar, el dokuma halıları, altın kaplı tahtlar, gösterişli odalar, Rembrandt odasıyla ününü fazlasıyla hak etmiş bir müze. Ayrıca Türk izlerini de görebilirsiniz bu müzede. Türklere ait silah ve sikkeler, Osmanlı dönemine ait değerli takılar, el işleri, Rusya ve Osmanlı imparatorlukları arasında yaşanan savaşlar sonrasında elde edilen savaş ganimetleri de bulunmakta. Üçüncü katta Sultan II. Mahmut tarafından İmparator Nikolay'a hediye edilen at koşum takımı, Sultan II. Murat Han'ın isminin yazıldığı altın ve gümüşle işlenmiş bronz kâse, Türk silah koleksiyonu kılıçlar, hançerler, palalar da var. Tabiî ki göremediğim kim bilir ne kadar değerli objeler vardır. Kısacası bu müze dünya hazinelerinin hatırı sayılır bir bölümünü toplamış ve onlara yuva olmuş, bunları çok güzel koruyor. Hatta kısa dönemde de yuva oluyor. Nisan 2013'de Van Gogh'un birçok önemli başyapıtının bulunduğu Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi, yenilenme çalışmaları nedeniyle yedi aylığına kapanmıştı ve müzedeki 75 eser Amsterdam'daki Hermitage Müzesi'ne nakledilmişti. 

  
Solda Albert MARQUET'un "Hamburg Limanı"; sağda ise Henri matisse'nin Ailesinin Portresi, 1911...

  
Jupiter salonunda Jupiter heykeli (İsadan önce 1.yy.Roma, mermer, bronz); leonardo da Vinci-Çiçekle Madonna, 1478

Her dilden çevrilmiş "Hermitage" kitaplarını ekonomik fiyatlarla satın alabilirsiniz. Bende öyle yaptım, en azından doyamadığım bu müzede kaçırdıklarımı kitaptan okuyarak yakalayabilirim diye!  Katerina'nın dostlarını ağırladığı bahçe ve müzeden dışarı bakınca panoramik manzarada görülmeye değer. Müze dükkânlarında da müzenin koleksiyonlarından seçkilerin baskıları yapılmış; seramik, tekstil, metal, v.b. objeler, kitaplar bulabilirsiniz. Özellikle dikkatimi çeken müze salonlarını bekleyen, ziyaretçilere, öğrencilere müzeyi anlatan rehberlerin kadın olması ve yaşlarının 70 ve üzerinde olmasıydı! Müzeyi anlatırken gençleşmelerini ve dinamizmlerini, inanmışlıklarını şaşkınlıkla seyrettim. 

Bir kaç detayı da paylaşmak isterim: Rusya'da öğrencilerin ve  genç askerlerin müze gezmesi zorunluymuş. 1970'lerde Afgan Savaşı'nda kolları bacaklarını kaybetmiş Rus askerlerini müzeciler hastanede ziyaret edip  sanatın güzelliklerini anlatmışlar! Müzenin bodrum katındaki depolarda saklanan, çok kıymetli eserleri farelerin gazabından korumak yaklaşık 200 yıldır kedilerin sorumluluğundaymış. Müze kurulduğundan beri hiç şikâyet etmeden hizmetlerini sürdüren Hermitage kedilerine saygıda kusur edilmiyor ve bugün 80'e yakın kedinin barındığı müzede çalışanlar, her yıl Hermitage Kedi Günü adı altında düzenlenen bir etkinlikle minnettarlıklarını gösteriyorlarmış. Bu haftada okullarda kedi temalı resim yarışmaları, kedi kitapları sunumu, makale yarışması ve çocuklara yönelik tiyatrolar düzenleniyormuş. Daha fazla bilgi için: www.e-skop.com

  
Resmi Tören Merdiveni; Picasso'nun Seramikleri...

  
Hermitage'dan dışarıya bakış...

Ayrıca müzenin çocuklar için eğitim bölümü de var, yurt dışındaki ve bizde birkaç özel müzede olan çocuklara yönelik müzeyle ilişkilendirilmiş programlar var. Genelde önemli müzelerdeki çocuklara yönelik bu programları mutlaka ziyaret eder, uzun bir süre çalışmalarını incelerdim. 

Müzeden sanatla kucaklaşmanın huzuru ve yarım kalmış bir şeyin iç sızısıyla çıkıyorum. Bunu müzenin resmi sayfasından (www.hermitagemuseum.org) inceleyerek tamamlayacağımı umuyorum. Dünyanın başka yerlerindeki müze gezi notlarımı paylaşmak umuduyla, sanatla, sağlıkla, gezgince kalın.

 
  
Solda Raphael'in locciyaları; sağda ise müzenin eğitim görevlisi...











 Yazılan Yorumlar...
denizci
(25  Aralık 2013)

Ne de güzel anlattınız. Rusya gezimizde turun basiretsizliği nedeniyle sadece 50 dakika (yanlış duymadınız ELLİ) ayırabildiğimiz yerde o kadar çok göremediğim eser olmuş ki...Belki çok anlamıyor olabilirm ama en azından liztemdeki eserleri görmek isterdim doğrusu. Teşekkürler.

 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.