Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: İspanya ::::: Girona ::::: Girona ve Figueres'te Bir Gün        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
İspanya Girona 18 Temmuz 2010 10 Nisan 2008
10 Nisan 2008
4539 2 Erdin İVGİN 

 Girona ve Figueres'te Bir Gün
 (Genel)

Barselona'da bulunurken bir günümüzü Girona ve Figueres'e gitmeye ayırdığımızdan dolayı yine erkenden otelde kahvaltımızı yaptıktan sonra yollara düşüyoruz. Otelimize en yakın tren istasyonu olan Molins De Rei'den T-70 kartımızı kullanarak Barcelona-Sants (Estació de Sants) istasyonuna gidiyoruz. Burası banliyö trenleri, şehirlerarası trenler, hızlı trenler ve metro hatlarının birleştiği Barselona'nın en büyük ve önemli tren istasyonu.

Girona'ya gidiş dönüş kişi başı 11.20 € bilet parası veriyoruz. Yol trenle yaklaşık 1 saat 25 dakika sürüyor. Peronu bulup trenimizi beklerken Madrid şehrinden sonra Barselona'yı gezmeye gelmiş iki Türk turistle karşılaşıyoruz. Selamlaşıyor ve birbirimize gezdiğimiz yerler ile ilgili bilgiler veriyoruz. Dünyanın her yerinde ya orada yaşayan ya da gezmeye gelmiş bir Türk ile karşılaşma ihtimaliniz bulunuyor. Gezilerimizde bir Türk ile karşılaşmamız çok sık başımıza gelen bir olay. Bu nedenden dolayı yabancı bir ülkede dilimizi bilmezler düşüncesi ile çok rahat konuşmamanızı önermiyorum. Yakınınızdaki kişiler sizi anlıyor olabilir.

Trenimiz tam saatinde geliyor ve hareket ediyor. Çevreyi izlemeye başlıyoruz. Bir istasyon sonra üç kişilik bir müzik grubu bulunduğumuz vagona biniyor. 1965 yılında Kübalı müzisyen Carlos Puebla'nın Latin Amerika devriminin simge ismi Che Guevera için yazdığı Hasta Siempre'yi (sonsuza dek) söylemeye başlıyorlar. Bu harika konser ile yolculuğumuz daha da güzelleşiyor. Grup kısa süren konser sonrasında bahşişlerini toplayarak bir sonraki istasyonda başka bir vagona geçiyor.

Girona'ya daha önce belirlenen saatte ulaşıyoruz. İstasyondan kısa bir yürüyüş ile Riu Oynar nehri üzerine yapılmış geniş bir köprüye geliyoruz. Bu köprü üzerinden kasabanın görüntüsü çok sevimli duruyor. Pastel renkli binaların su üzerinde yükseldiği şehrin, sudaki yansısı çok güzel görünüyor. Köprünün karşı tarafında bulunan Turizm Bürosuna uğrayarak Girona haritası ve gezilmesi gereken yerler hakkında bilgi alıyoruz.


   
Llibertat Caddesi (Rambla de la Llibertat) işlek mağazaları ve kafeleri ile dikkatimizi çekiyor. Kafe ve restoranların dışarıya çıkarttığı masa ve sandalyelerde insanlar oturuyor. Yöresel gıda ürünlerinin satıldığı tezgâhlar bir köşede müşteri bekliyor. Trafiğe kapalı olan ağaçlarla kaplı caddede ilerliyoruz. Yol gittikçe daralıyor. Bizde ara sokaklara giriyoruz. İki elinizi açtığınızda ellerinizin taş duvarlara çarptığı daracık sokaklarda yürüyoruz. Bu dar sokakların bazıları merdivenlerle kaplı.

Gezmeyi hedeflediğimiz Katedral'in kulelerini takip ederek Girona Katedral'ine ulaşıyoruz. Oldukça etkileyici olan bu yapının içini gezdikten sonra, Katedral'in diğer yöndeki kapısından çıktığımızda onlarca basamaklı bir merdivenin aşağıya doğru uzandığını görüyoruz. Merdivenlerden indiğimizde aşağıda kiliselerde bulunan İsa ve Meryem heykellerinin dışarıya çıkarıldığını, Paskalya nedeniyle düzenlenecek geçit töreni için hazırlandığını görüyoruz. Rengârenk giysili İsa ve Meryem figürlerinin tozları alınıyor ve yağmur ihtimaline karşı üzerleri muşambalar ile kapatılıyor.
   
Paskalya törenleri İsa peygamberin Kudüs'e gelişinin anılmasıyla başlar. Sonraki altı gün boyunca ise sırasıyla İsa peygamberin havarilerle son yemeği, Romalı askerlerce işkenceden geçirilişi, çarmıha gerilmesi, ölümü, gömülmesi ve göğe yükselmesi anılır. Bu alana yakın bir tarihi binanın içinde, akşam düzenlenecek geçit töreni hazırlıklarının yapıldığını görerek giriyoruz. İçeride kortejde Romalı askerleri canlandıracak kişilerin giyecekleri kıyafetler sergileniyor.

Esglesia de Sant Feliu kilisesi ile hoş bir sekizgen kubbe ile aydınlatılan Banys Arabs'ı (Arap Hamamları) gördükten sonra içinde bir havuz da bulunan Katedral'in geniş bahçesini geziyor ve burada bir süre dinleniyoruz. Daha sonra eski kenti çeviren ve arkeolojik yürüyüş yolu haline getirilen büyük bölümü sağlam kalmış surlara çıkıyoruz. Surların üzerinde güzel bir Girona manzarası ile karşılaşıyoruz. Surlardan indikten sonra tekrar ara sokaklara dalıyoruz. Yağmurun başlamasını da fırsat bilerek öğlen yemeğimizi yemek üzere dar yollardan ulaştığımız küçük bir meydanda bulunan Les Quatre Estacions lokantasına biraz sıra bekledikten sonra girebiliyoruz.

Çeşitli seçenekler içinden seçim yapabildiğiniz giriş yemeği, ana yemek ve tatlının dâhil olduğu fix menüyü tercih ediyoruz. (Menü: başlangıç, ana yemek ve tatlı dahil 12 €) Hepimiz başlangıç olarak patates ile yapılan bir omlet olan İspanyol tortillası'nı seçiyoruz. Ana yemek olarak iki kişilik servis yapılan Paella Marinera'yı (Deniz ürünü paella) iki arkadaşımız tercih ediyor. İspanya'nın en tipik yemeği olan Paellanın temel malzemesi pirinç ve safran. İçine çeşitli etler ve deniz ürünleri konularak hazırlanan birçok çeşidi var. Ben Madrid gezim sırasında Paellanın değişik türlerini tattığımdan farklı bir yemek deniyor Pollo al catalana (Katalan usulü tavuk) siparişi veriyorum. Domates sosuyla fırında kızartılmış bütün tavuk eti ile yapılan güzel bir yemek. Diğer arkadaşım ise kızartılmış tavuk etini tercih ediyor. Yemeğimizin yanına sangria istiyoruz. Sangria, buzlu olarak servis edilen meyveli bir şarap kokteyli. Tipik olarak içinde kırmızı şarap, meyve parçaları, şeker veya bal gibi bir tatlandırıcı ve çok az rom ya da votka gibi kuvvetli bir içki bulunuyor. Sangria üzerine buz eklenmiş sürahi ile soğuk olarak servisi yapılıyor. İçmek için şarap bardakları kullanılıyor. Tatlı olarak crema catalana (Katalan usulü muhallebi) yemek istiyor ancak maalesef kalmadığını öğreniyoruz. Crepe con chocolate o mermelada (çikolata soslu krep) tatlısını tercih ediyoruz. Keyifli bir yemeğin ardından Figueres'e gitmek üzere kalkıyoruz. Yemeğe toplam (dört kişi) 70 € ödeme yapıyoruz.

Tren istasyonundan Girona- Figueres gidiş dönüş tren biletini kişi başı 5 €'ya alıyoruz. Yol yaklaşık 35 dakika sürüyor. Figueres, Rosas Körfezinden içeriye doğru uzanan verimli bir ovanın yer aldığı Emporda bölgesinin kuzeyinde küçük bir kasaba. Nüfusu 35.000 olan bu küçük kasabaya sanatçının kendi kurduğu Salvador Dalí Müzesi bulunduğu için gidiyoruz. Müze Cuma günleri normalde 17.45'de kapandığından içeriye girme ihtimalimizin kalmasa da en azından ilginç bir yapısı olan müzeyi dışarısından görmek istiyoruz.

Müzeye, Figueres Tren İstasyonundan 15 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşabiliyorsunuz. Müzeye geldiğimizde bizi bir sürpriz bekliyor. Paskalya nedeniyle Müzenin kapanış saatinin 20.00'de olduğunu öğreniyor ve hemen 11 € olan giriş ücretini ödüyoruz. Giriş için iki bilet veriyorlar. Bu ikinci biletle başka bir binada yer alan Dali Mücevherleri Müzesine girebiliyorsunuz.

1960 yılında Figueres belediye başkanı, yıllar önce Dalí'nin ilk sergisine ev sahipliği yapmış ve iç savaşta zarar görmüş olan Belediye Tiyatrosu'nu "Dalí Tiyatrosu ve Müzesi" adıyla restore etmeye karar vermiş. Dalí, müzenin her köşesini kendi tasarlamış, inşaatı ve dekorasyonuyla bizzat ilgilenmiş. Müze 1974'te açıldıysa da, Dalí 1980'lerin ortasına kadar ufak eklemeler ve değişiklikler yapmaya devam etmiş. İlk günkü gibi korunan, dünyadaki en büyük Dali koleksiyonuna sahip müzeye sanatçının en büyük yapıtı demek de mümkün. Müzede, Dali'nin tasarladığı ve boyama, çizim, yontma, kuyum, hologram, stereoskopi, fotoğrafçılık ve benzeri tekniklerle yapılmış dört binden fazla eseri bulunuyor.


   
Binanın girişinde, kendi tasarımı Cadillac'ın üzerine yerleştirilmiş bir bereket tanrıçası sembolü ve hemen üstünde de eşi Gala'ya ait teknenin oturtulduğu tasarımı içeren avlu bulunuyor. Dali'nin mezarı sonsuza kadar kalmak istediği müzede cam kubbenin tam altındaki mahzende bulunuyor. Bu salonda devasa bir tablo yer almakta. Dali'nin en büyük ilhamı ise büyük aşk yaşadığı Gala olmuş. Onun Gala'ya olan tutkusu ürettiği eserlerde tüm açıklığı ile görülüyor.

Dali, müzede ziyaretçilere adeta düşsel bir tiyatro atmosferi kurgulamış. Eserleri kelimelerle anlatmak mümkün değil. Bizzat görülmesi gerekiyor. Yaklaşık üç saat boyunca sanata doymuş bir şekilde müzeyi geziyoruz. Ancak müzenin kapanma saati geliyor ve müzeden ayrılıyoruz. Dali Mücevherleri Müzesini gezecek vakitte kalmıyor. Çıkışta bulunan müze satış mağazasından birkaç hediyelik eşya alıyoruz. Barselona'ya gidiyorsanız muhakkak bu müze gezisini programınıza eklemenizi öneriyorum. Ayrıca müzeye kesinlikle sabahın erken saatlerinde gidilmeli.
   
Havanın yavaşça karardığı bu saatlerde Figueres'in dar sokaklarını geziyoruz. Açık olan bir ayaküstü kebap lokantasında karnımızı doyuruyor ve Barselona'ya giden son trene (kalkış saati 20.52) yetişiyoruz. İki saat süren yolculuktan sonra Barcelona Sants'a ulaşıyoruz. Otelimizin bulunduğu Molins De Rei'ye T-70 kartımızı kullanarak gidiyoruz. Çok yorgun olmamıza rağmen kentin dışında yer alan Molins De Rei'de açık bir bar görünce bir süre oturmaya kara veriyoruz. Bir şeyler içip susuzluğumuzu giderirken geçirdiğimiz günle ilgili konuşuyoruz. Bar birbirlerini tanıyan neşeli mahalle sakinleri ile dolu. Fiyatların kentin turistik bölgelerine göre yarı yarıya ucuz olduğunu görüyoruz. Neşe dolu bir gecenin ardından otelimize çok yorgun bir şekilde geri dönüyoruz...









 Yazılan Yorumlar...
Erdin İVGİN
(14 Nisan 2014)

Teşekkür ederim Şükran hanım,
Girona ve Figueres, Barselonaya giden herkesin uğraması gereken yerler. Aynı gün ikisine birden gitmek biraz insanı zorlasa da erken kalkmak ve iyi bir zamanlama ile mümkün.

Şükran Şahin
(22 Mart 2014)

Erdin bey, Nisan ayı Büyük İspanya gezimizde, 37 yılık sanat eğitimcisi olunca, Figurese gitmeden olmaz! Ne güzel bir rota olmuş sizinki si. Trende, Hasta Siempreyi canlı dinlemenizi kıskandım doğrusu! Güzel ve bilgilendirici yazınızdan yararlandım, teşekkürler. kaleminize, aklınıza sağlık.

 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.