Gezi Alemi

e-Posta:    Şifre:     Kaydol | Şifremi Unuttum
 
Gezi Alemi ::::: Türkiye ::::: Kars ::::: Doğu Ekspresi ile Kars, Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü (1. Bölüm)        
Ülke Şehir Ekleme Düzenleme Gezi Tarihleri Okunma Yorum Yazan 
Türkiye Kars 04 Haziran 2017 08 Şubat 2017
12 Şubat 2017
969 0 TAMER 

 Doğu Ekspresi ile Kars, Ani Harabeleri ve Çıldır Gölü (1. Bölüm)
 (Gezi)

Trans-Sibirya Ekspresi ile büyülü bir seyahat yıllardır hayalimi süslüyordu. Mükemmel bir coğrafyada, eşsiz bir doğa manzarası eşliğinde yataklı vagonları ve muhteşem bir restoran vagonu olan mistik bir tren ile 15 gün sürecek 10.650 km' lik bir yolculuk. Bir gün mutlaka yapacağım bu seyahati, ancak kişi başı 13.000 Euro gibi bir engel var şimdilik önümüzde... İki kişi 26.000 Euro, iyi para... 


Bu engeli aşana kadar da elimizdeki alternatifleri değerlendireceğiz elbette. Kafamda deli sorular?!... Tam bu sırada Facebook' ta dolaşırken bir reklam gözüme çarpıyor; 

"Doğu Ekspresi ile Kars Turu"   


Kafamda hemen canlanıyor bu deneyim. 24 saat süren yataklı vagon yolculuğu, hem Sibirya'da neymiş? Benim ülkemin manzaraları çok daha güzel, üstelik bu mevsimde... Karla kaplı vadiler, gürül gürül akan dereler, bozkırlar, Anadolu insanı... Neden olmasın? Hem de 1079 km, yani yolculuk onda bir kısa iken ödeyeceğimiz para ellide birden daha da az, bedavadan biraz pahalı anlayacağınız.


Travelterminal acentesi şöyle bir program yapmış;


Çarşamba günü İstanbul'dan Ankara'ya YHT (Yüksek Hızlı Tren) ile sabah 11:35' de yola çıkıyoruz. 4 saat sonra Ankara'dayız. Ancak Doğu Ekspresi yeni Ankara Gar'ından hareket etmiyor. (Şimdilik) Doğu Ekspresine binmek için TCDD'nin otobüsleri ile 50 dk. lık bir yolculuk sonrasında Kırıkkale' nin Irmak İstasyonuna varıyorsunuz. Tren buradan 19:20' de kalkıyor. 24 saat süren yolculuk sonrasında Kars'tasınız... 

3 gece YP otel konaklaması ile macera başlıyor. Ani Harabeleri, Çıldır Gölünde Atlı Kızak, Gölde avlanan Sazan balıklarını afiyetle mideye indirme, Sarıkamış, Katerina Köşkü, Köy evinde kaz ziyafeti, tabi ki peynircileri ziyaret...


Hiç düşünmeden rezervasyon yapmak için hemen telefonu çeviriyorum. Kızımın okulu olduğu için ne yazık ki gelemeyecek, bu yüzden eşimle beraber iki kişilik yataklı vagon rezervasyonu tam bizim için biçilmiş kaftan... Yataklı vagonda 10 tane iki kişilik kompartman bulunuyor. Travelterminal hepsini almış. Turumuz rehber dahil 19 kişilik bir katılımla gerçekleşecek. Yataklı vagonlarda altlı üstlü açılabilir iki yatak bulunmakta ayrıca bir lavabo, mini buzdolabı, küçük bir masa ve kıyafetlerinizi asabileceğiniz birkaç askı ile üzerine bavulunuzu koyabileceğiniz bir raf bulunmakta. Trende ayrıca kuşetli ve pulman vagonları da bulunuyor. Kuşetli vagonlarda lavabo, buzdolabı ve masa yok bunun yerine yine altlı üstlü açılıp yatak olabilen koltuklar var. Karşılıklı olarak bu koltukları altlı üstlü açtığınız zaman dört kişinin yatabileceği yataklar oluşuyor. Ancak bunlar birbirine çok yakın ve kompartman da çok küçük olduğundan dolayı dört kişinin de tanıdık olmasında fayda var ya da boş koltukların da parasını ödeyip alabilirsiniz. Kuşetli de size temiz çarşaf ve yastıklar size bir poşet içerisinde veriliyor, kendiniz seriyorsunuz. Yataklı da ise çarşaf, battaniye ve yastık yatağınıza tertemiz bir şekilde serilmiş olarak sizi karşılıyor. Koltuklarını açtığınız anda bu şekilde hazır bulunuyor. Aşırı hijyenik olanlar için söyleyeyim, çarşaflar ve havlular gerçekten çok temizdi endişeniz olmasın. Kompartmanınız içeriden kilitlenebiliyor, böylece kapıyı kapattığınız anda dışarıyla bağlantınızı kesmiş oluyorsunuz. Normalde kondüktör anahtar vermiyormuş ama biz tur olarak tüm vagonları aldığımız için rehberimizin ricasıyla herkes dışarıdan da kilitleyebilmek için anahtarlarımızı aldık. Böylelikle kompartmanda olmadığınız zaman içeride bıraktığınız eşyalarınızda aklınız kalmıyor.



Yataklı vagonun koridoru, sağda kompartmanlar...




Yataklar gerçekten çok temiz...



            






                  


 Trendeki odamız... 


Doğu Ekspresi Yeni Ankara hızlı tren garından hareket etmiyor. Yeni Gar, eski garın hemen arkasına inşa edilmiş zaten ancak sanırım rayların entegrasyonu ve bir takım yenileme çalışmaları henüz bitmediği için bizi hemen garın önünden kalkan TCDD' ye ait otobüslerle Kırıkkale' nin Irmak istasyonuna götürüyorlar. Bu arada yeni Gar oldukça modern, içerisinde mağazalar, restoranlar ve kafeler bulunmakta. Ancak henüz istenen yolcu kalabalığı yok, bu yüzden işletmeler epey boş. Her katta temiz tuvaletler bulunmakta. Ayrıca 24 saatlik uzun yolculuk öncesinde her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz bir de Migros var. Biz de herkes gibi Migros' a uğrayıp yol boyunca ihtiyacımız olacak ufak tefek atıştırmalık, sandviç, çikolata, şarap vs gibi abur cuburlarımızı tamamlıyoruz. Herkes alışverişini bitirip tuvalet ihtiyaçlarını da giderdikten sonra 45-50 dakikalık bir otobüs yolculuğu sonrasında Doğu Ekspresinin kalkacağı Irmak İstasyonuna varıyoruz.




       


Eski Ankara Garı...    



Akşam karanlığında çok da iyi aydınlatılmamış olan Irmak istasyonuna vardığımızda sessizliğin içinde bizi bekleyen Doğu Ekspresi uzun yolculuk öncesinde dinleniyor ve yolcularını bekliyordu. Kompartmanımıza geçmeden önce bu anı ölümsüzleştiriyor ve fotoğraflarımızı çektiriyoruz.




Bir Trans-Sibirya değil ama memleketimin treni ne de olsa...







Herkes valizlerini kompartmanına yerleştirip hazırlıklarını tamamlayınca trenimizin hareket saatini beklerken rehberimiz bizi yemek vagonunda tur hakkında küçük bir brifing vermek üzere topluyor. 


Tren yolculuğu hakkında başlayan brifing, tur programı ile devam edip, soru-cevap kısmı ile tamamlanıyor. Bu akşam 19:20' de başlayacak olan yolculuğumuzda en güzel görüntülerin sabah 06:30 - 07:00' den sonra başlayacağının bilgisi fotoğraf severleri mutlu ediyor.  Tren yolculuğundaki en hassas noktanın öğlen 14:00' den sonra Erzurum sınırlarına girerken ne yazık ki trenin su depolarından tuvaletlere gelen suların donabileceği bilgisi de bazılarımızı mutsuz ediyor. Bu, saat 14:00' den sonra tuvaletlerin çok temiz kalamayacağı anlamına geliyor. "Kars' ta üşüyecek miyiz?" sorusunun cevabı ise ayak ve bacak kısımlarımızı sıkı bir şekilde koruyacak olursak soğuğun bizi çok fazla rahatsız etmeyeceği şeklinde veriliyor. Çünkü hava durumu ilk günü -8, sonraki günü -13, daha sonraki günü -16, son günü de -23 olarak göstermekte. Yani gitgide soğuyan bir dört gün geçireceğiz. Bu turu bizim gittiğimiz mevsimde yapacak olanlara benim tavsiyem erkekler için mutlaka pantalon içerisine termal içlik, kadınlar için ise kalın külotlu çorap yeterli olacaktır. Bu şekilde gerçekten hiç üşümedik. Sadece son gün, uçak dönüşünde rahatsız etmesin diye termal içliği giymedim, sadece o gün biraz soğuğu hissettim. Gerçi o gün -23 derece ile en soğuk gündü zaten.


Trenin yemekli vagonu rahatça oturup bir şeyler yiyip içebileceğiniz karşılıklı ikişer koltuk ve masa düzeninden oluşuyor. Ancak menü için çok olumlu konuşmak mümkün değil. İşletmesini yapan firma YHT'lerdeki (Yüksek Hızlı Tren) işletmenin aynısı. Çalışanlar çok iyi niyetli olsalar da menü hem çeşit hem de sayı olarak yetersiz. Mikro dalgada ısıtılan tavuk pilav veya döner pilav gibi hazır yiyecekler var ancak onlar da zaten hemen bitiyor. Aynı sorun kahvaltıda da oluşabilir diyor garsonlar, eğer ertesi sabah kahvaltı alacaksak adımızı yazdırmamız gerektiğini belirtiyorlar. Sanırım kalmasın diye sayıca az miktarda stok tutuyorlar. Çay, kahve de sıkıntı yok. Kars' a kadar stoklar tükenmedi. Bu konuda rehberimiz bizi daha önceden uyardığı için hepimiz yiyecek, içecek, atıştırmalık konusunda tedarikliyiz. Ankara Garında Migros' tan ihtiyaçlarımızı karşılamıştık. Yemekli vagonda alkol satılmıyor. Eskiden TCDD'nin trenlerinde yemekli vagonlarda bu tür bir yasak bulunmuyordu artık ne değiştiyse bilemiyorum. Şu an yok. Ama kendi getirdiğiniz içkinizi içebiliyorsunuz. Şimdilik bu konuda bir sıkıntı yok. Dediğim gibi, "şimdilik!..." 



Yemekli Vagon...


Tabi çok restoran havasında olmadığı için yolculuk boyunca büyük bir süreyi burada geçirebiliyorsunuz. İsterseniz çayınızı, kahvenizi yudumlarken kitabınızı okuyup, aynı zamanda manzaranın da tadını çıkartabilirsiniz. Genelde pulman yolcuları çok fazla yemekli vagona gelmiyorlar, daha çok yataklı vagon yolcuları burada bulunuyor. Kısmen de kuşetli vagon yolcuları vaktini burada geçiriyor. Tabi bazı küçük yolcularımızın sıkılmasının önüne geçebilecek fazla eğlence burada da yok...




Tren yolculuğu bazı yolcular için ne yazık ki sıkıcı...


Yemek faslı, şarap, tanışma, sohbet vs saat gece yarısını neredeyse buluyor. artık herkes yavaş yavaş odasına, kuşetine çekiliyor. Biz de kompartımanımıza geçip istirahate çekiliyoruz. Yataklar gerçekten temiz, eşim yukarıda yatmak istiyor. Ben aşağıdayım. Tek sıkıntı, boyum 1.80, yatak da aşağı yukarı aynı boyda bu yüzden biraz zor oluyor yatmak. Daha uzun boylu olanlar için biraz daha sıkıntılı olabilir bu durum. Yatarken herhangi bir sarsıntı, rahatsız edici bir ses duymuyorsunuz. O açıdan endişe etmeyin. 


* * *

Sabah en güzel manzaraların görülmeye başladığı zamanlarda uyanıyoruz. Trenimiz Divriği civarlarında Fırat nehrinin bir kolu olan Çaltı Suyu Çayının yanından çok güzel manzaralar eşliğinde ilerliyor. Zaten çok kısa bir süre sonra da İliç' e doğru Fırat nehrinin yanından gitmeye başlıyoruz. Manzara zaman zaman inanılmaz oluyor. Ama her zaman bu güzellikleri yakalamak için şansınız olmuyor tabi ki...



07:14 Divriği güneş doğuyor...





Trenin bu pozunu yakalamak için doğru zaman 08:43 (İliç)




İliç' e doğru artık Fırat'ın kenarındayız...



Manzara her zaman muhteşem...


Yolculuğumuz çok keyifli bir şekilde devam ediyor. Ama elbette bu yolculukta yanınızda olmazsa olmazlardan biri de okumaktan keyif alacağınız kitap veya kitaplar olacak. Çünkü bol miktarda okuyacak vaktiniz oluyor.



Trenimiz yol aldıkça iklimde yavaş yavaş değişiyor ve daha soğuk, daha karlı olmaya başlıyor. Tabi bu durum daha güzel fotoğrafları ortaya çıkarıyor. Hem eski istasyon binaları hem de alabildiğine uzanan beyazlıklar görsel bir şölen sunuyor bizlere...






Eski tren istasyonlarından birkaçı...


Eski istasyon manzaraları hakikaten nostaljik bir hava yaratıyor bende. Tabi eski istasyon deyince sanki bu istasyonların bir de yenisi varmış gibi düşünmeyin, bu istasyon binaları halihazırda kullanılan binalar, eskilikleri, kullanılmayan nostaljik binalar olmalarından değil yapılış tarihlerinden geliyor elbette... Gönül ister ki bu binaların yanına daha modern ve kullanışlı olarak yenileri yapılsın ama eski olanlarda dokusu korunarak kalsın veya müze olarak kullanılsın. Bu dileğimi Marmaray hızlı tren projesi kapsamında yenilenen Haydarpaşa - Pendik hattı üzerinde bulunan tarihi Göztepe - Erenköy vb gibi yıkılması planlanan istasyon binaları ve elbette Haydarpaşa tren istasyonu içinde tekrarlıyorum tabi ki...


Trenimiz ilerledikçe kar kendini hissettirmeye başlıyor artık. Karla beraber toprağın göründüğü son karelerimizde Saf Anadolu' yu yakalıyoruz. Bundan sonrası artık tamamen karla kaplı olacak... 






Saf Anadolu...


Trenimiz yavaş yavaş Erzincan' a doğru yaklaşıyor. Artık dışarıdaki manzara tamamen kar. Nehirler kısmen de olsa donmuş pozisyonda. Aşkale' ye geldiğimizde ise göz alabildiğince beyazlık hakim dışarıdaki manzaraya. Dışarıda soğuk alabildiğine artmış durumda ancak trenin içi çok iyi bir şekilde klimatize edildiği için rahatça gömlekle veya t-shirtle dolaşabiliyorsunuz.




Erzincan İstasyon...




Donmuş Nehir...


Aşkale - Erzurum arasında ise artık dışarının soğuğu iyice kendini kanıtlıyor... Bingo!.. Tuvalet sifonlarına giden su boruları donuyor artık, rehberimizin daha önceden bizi uyardığı gibi.




Kar artık her yerde... (Aşkale)



Erzurum' a yaklaşırken hafiften karnımız acıkmış, bu yüzden hepimizin aklına Erzurum Cağ Kebabı düşüyor elbette. Zaten trenin yemek stokları az, herkesin yanında getirdiği malzemelerde suyunu çekince trene Cağ Kebabı siparişi vermek gibi bir ritüeli gerçekleştirmek zorundayız. Ancak tren Erzurum istasyonunda 7-8 dakika duracak, bu süre içerisinde siparişimizi getiren kuryenin istasyonda olması ve aynı süre içinde de ödeme işlemini halletmemiz gerekiyor. Tabi önceden gelip bizi beklerse siparişler soğuyacağı için bunu da istemiyoruz. Bu yüzden bu işi tek tek yapmak yerine tüm istekliler bir araya gelip tek bir sipariş hazırlıyoruz ve rehberimiz bizim için tek bir arama yapıyor. İşi zorlaştırmak için (!) trende biten alkol sorunumuza karşılık, gelirken Tekel' den bir kaç kutu bira alıp alamayacağını soruyoruz. Önce tabi itiraz geliyor, Erzurum biraz tutucu bir yer. Sonra olabilir deniyor falan ama ben biraların gelmeyeceğine eminim. Neyse, tren Erzurum istasyonuna yaklaştığında tekrar arıyoruz teyit için, sıkıntı olmadığı, tam saatinde siparişlerimizin istasyonda olacağı söyleniyor. 


Trenimiz Erzurum istasyonuna vardığında tabi bir çok kişi aynı anda sipariş verdiği için bir sürü adam ellerinde poşetlerle siparişlerin sahiplerini bekler durumdaydı. Neyse bizimkini bulup siparişlerimizi teslim alıyoruz. Biralar mı? Elbette gelmiyor...



Erzurum istasyon...




Rehberimiz Cağ Kebabı siparişlerimizi teslim alıyor...



Bu turu yapacak olanlar için söylemekte yarar var, trene servis yapan bir çok Cağ Kebabı numarasını elbette internetten bulabilirsiniz. Biz Koç Kebap' dan söyledik. Lezzeti fena değildi. Tabi dükkanda yemek daha farklı olurdu. Tercihi yine de size bırakıyorum. İsteyenler için numarasını aşağıda paylaşıyorum.  



Cağ Kebabını sipariş verdiğimiz KOÇ Kebap...


Karnımız doyunca biraz rahatlıyoruz. Çay, kahve, kitap, sohbet, manzara derken iyice Kars'a yaklaşıyoruz. Hava kararmadan önceki son kareleri alıyorum...







Gün batmadan son kareler...


Her güzel şey gibi tren yolculuğumuzda bitiyor. Karanlık ve soğuk bir havada Kars İstasyonuna giren trenimiz yavaşlıyor, yavaşlıyor ve sonunda duruyor. Önceden hazırlayıp kapattığımız bavulumuzu alıp atkı, bere, eldiven ne varsa kuşanıp Kars' a ayak basıyoruz.



Kars İstasyona iniş...



Hazır bekleyen Minibüsümüz bizi otelimize götürüyor. Akşam yemeğini yedikten sonra yorgunluğumuzu atmak üzere odamıza çekiliyoruz. (Devam edecek)


* * * 



















 Yazılan Yorumlar...
  Henüz Yorum Yazılmamıştır
 Yorum yazmak isterseniz...
 
Yorum Yazabilmek İçin Üye Girişi Yapmalısınız.